Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler  |  Sesli Dersler   |  Kur'an Araştırmaları   |  İlmi YAZILAR   |  Aile Eğitim Yazıları   |  Çocuk Eğitimi Yazıları   |  Yazarlar  |  İletişim

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz. Peygamberin Hayatı (s.a.v)

İnsanı Tanımak (Radyo)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Aile Eğitim Seminerleri

Foto Galeri

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Eğitimcilere ÖZEL
Gazze Duası
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​)
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)
İmanın Anlamı ve Aşamaları (İkitelli / M.Akif)

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 2370
Toplam 11198181
En Fazla 16179
Ortalama 2342
Üye Sayısı 1154
Bugün Üye Olan 0
Online Ziyaretci
 
 

SANAL DÜNYA VE 

DEĞİŞEN MAHREMİYET

Çağdaş insan, sosyolojik evrilmenin karşı konulamaz neticesi olan kırsalın kent hayatı ile orantısız buluşmasıyla, kendinden öncekilerden görüp davranış hâline getirdiği sahih toplumsal dinamikleri tarumar etmiş ve kayda değer bir mahremiyet dönüşümü yaşamıştır.
28/03/2017

Gerçek hayatın ruh taşımayan yansıması me- sabesindeki sanal mec- ra, bugün zengin-fakir/genç-yaşlı ayırt etmeksizin her- kesin evine ve cebine konuk olmaktadır. Kişinin ilk çocukluk evresinden, hayatının son demine kadar beraberinde getirdiği algı ve ihtiyaçlarının yön verdiği eğilimler, kulağı çınlatılan bu yatılı misafiri ağırlamanın boyutlarını tayin etmiştir. Buna göre, kuytu köşelerde veya kalın duvarlar arasında gerçek hayattan kaçamak yaparak bağlanılan sanal odalar, süreli tatminlerle kişiyi oyalamakta ve avutmaktadır. Az maliyetle, sermayesiz bir şekilde oturulduğu yerden yürütülen bu meşgale; haberleşme, bilgi edinme, hayatı kolaylaştırma gibi faydalı alanlara kapı aralamakla birlikte, genelde Hz. Peygamber’in (s.a.s.), kişinin aldandığı iki nimetten biri olarak belirttiği boş zamanın (bkz. Buhari, Rikâk, 1; Tirmizi, Zühd, 1; İbn Mace, Zühd, 15; Nesai, Rikâk, 56; Darimi, Rikâk, 2; Ahmet b. Hanbel, Müsned,  V, 277.) tescil edilmiş en büyük düşmanıdır.

İçinde bulunduğumuz enformasyon çağından onlarca yıl öncesine giderek, o vakti yaşayan insanlara bugünkü sözü edilen fotoğrafın gösterilme imkânı olsa, bunun ancak hayal olabileceği şeklindeki tepkiyi kestirmek çok da zor değildir. Dolayısıyla, müşterek aklın hayali bir boyut olarak değerlendirdiği bu ortama bakıldığında, uyku hâlindeki rüya gerçekliği gibi, sabit bir mekândan birçok pencereye açılan harikulade manzarayı görmek mümkündür. Bu açıdan, bir yolcu otobüsü şoförünün aslında taşıdığı yolcuları da gideceği yere götürdüğü hâlde, sürüş esnasında bulunduğu sınırlı mekândan dolayı kendisini tek başına algılaması gibi, sanal yolculuğa çıkan kişi de birçok değişik kişilik profili ile mukabele ve muarefede bulunmasına rağmen, içinde bulunduğu fiziki sebeplerden ötürü kendisini yalnız ve savunmasız hisseder.

İşte, söz konusu algıdaki derinliğin kaybolması hâli, insanın yalnızken gerçekleştirdiği iş ve işlemleri, huzurda da aynıyla belki daha fazlasıyla icra etmesine sebep olmaktadır. Binaenaleyh, temas edilen algı ve ihtiyaçlar doğrultusunda sanal merkezlere başlangıçta güvercin tedirginliği ile birbirinden farklı ve özenle seçilmiş fotoğraflar veren dijital insan, sonrasında Hz. Peygamber’in; “…Kötülük, kalbine rahatsızlık veren ve insanların muttali olmasından hoşlanmadığın şeydir.” (Müslim, Birr ve Sıla, 14 (2553); Tirmizi, Zühd, 52.) hadisine muhalif olarak normal şartlarda “asla!” dediği her şeyi, çok daha fazlasını elde etmek ve(ya) daha vurucu olanı yakalamak için hoyratça ortalığa saçmıştır.

Toplumsallaşmadan bireyselliğe geçişin en bariz yansıması olan bahse konu mecrada kişi, en ideal ve mükemmel olanı ortaya koyma adına hırslı bir yarışa girerek, gerçek hayattakinden çok farklı bir profil çizmektedir. Bu bağlamda, Avusturyalı psikolog Sigmund Freud’un sistematize ettiği psikanaliz yönteminin odak noktasını teşkil eden bilinçaltı süreçleri, zikredilen tutumda aktif rol oynamaktadır. Zira baskıcı uygulamalara tabi tutulduğundan dolayı edilgen kişilik yapısına bürünen sıradan birey; beğenilme, takdir edilme, özgür olma vb. isteklerinin sonucunda, bilinçaltında hayalini kurduğu imajı piyasaya sürerek, gündüz hizmetçilik yapan külkedisinin gece prenses oluşu gibi, gerçek hayatta gerçekleştiremediklerini var edebilmenin saman alevi sevincini yaşamaktadır. Dolayısıyla, irili ufaklı ekranlarda sınırlı karakterle namütenahi bir kimlik inşasına soyunan gerçeküstü insanın bu rüyadan uyanması, çok da uzun zaman almayacaktır.

Denetim ve yönetimin etkin olmadığı vizyonel süreçlerde kusursuzluğu yakalamak isteyen güncel insanın PR çalışmalarının kaynağını, vakti zamanın Firavun’unda gözlemlemek mümkündür. Zira Firavun’un, tebaası üzerindeki tanrılık iddiasının bir sonucu olarak lavabo ihtiyacını gidermemesi ve sonunda ölümle yüzleşmesi, bu konudaki analitik bir örnektir. Bu itibarla, beşere ait hiçbir tasvir mükemmel değildir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in, Hristiyanların ilahlaştırdığı Hz. İsa ve annesinin yemek yediğini hatırlatması şeklinde zihinlere arz ettiği basit ve muhkem önermesi (Maide, 5/75; ayrıca bkz. Enbiya, 21/8.), Allah dışında kemal sıfatları haiz hiçbir varlığın bulunmadığını göstermesi açısından sarsıcı bir temsildir. Bu meyanda, internet ortamında takip edilip beğenilen bir avatarın ete kemiğe bürünmüş şekliyle karşılaşıldığında çoğu zaman verilen “bu muymuş?” tepkisi, yapılan analizi haklı çıkaran oldukça manidar bir durumdur. Tam da bu noktada, günümüzde sanal zihinlerin karizmatik lider aradığı ortamlarda, Kur’an-ı Kerim’in tüm olağanüstülüklerden arındırılmış sade bir insan olduğunu hatırlattığı Hz. Peygamber’in (bkz. İsra, 17/93.) vizyonunun en sahici kimlik olduğunu belirtmek yerinde olacaktır.

Teknolojik yaşamın etkilediği en önemli manevi süreçlerden biri olan mahremiyet ise gizemli, anlamın bozulmadığı, savunmasız bir alandır. Hâl böyleyken, toplumdaki hâkim gizem ve haz kültürünün zorunlu neticesi olan tecessüs marazı, Kur’an-ı Kerim’in; “…Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın…” (Hucurat, 49/12.) mutlak emrine rağmen, bu aslı sağlam yapının genetiğini bozan kanser hücresidir. Yeri gelmişken ifade etmek gerekirse, inorganik sosyal platformlarda merak duygusunun tetiklediği takip hissi, kişiyi geçici iyilik haline sevk etmektedir. Kendisine şah damarından daha yakın olan Rabbini (bkz. Kâf, 50/16.) unutan insan, gerçek hayatta bir kimse tarafından takip edilme ihtimalinde bile en hafifinden rahatsızlık duyarken, bu konuda her nedense anlamakta zorlanılan paradoksal bir tavır takınmaktadır. Kulak, göz ve kalbin bizzat sorumlu olduğu (bkz. İsra, 17/36.) bu dijital röntgenciliğin devam eden süreçte beğeniyle taçlanması neticesinde de kişinin sanal kalibresi ortaya serilmektedir.

Diğer taraftan yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve sadaka verip gönderdiğinden başka, bu dünyaya dair bir aidiyet numunesi bulunmayan insanın (bkz. Müslim, Zühd ve Rikâk, 3 (2958); Nesai, Vesaya, 1; Ahmet b. Hanbel, XXVI, 234.), modern zamanlarda yiyip içtiğini veya giydiğini fizikötesi mecralarda itinayla gözler önüne sermesi, prim yapmayan bir alana yatırım yaptığının dikkate şayan göstergelerindendir. Anı yaşamaktan ziyade onu yavaşlatıp durduran, “Acaba buradan servis edilecek nasıl bir resim çıkar?” düşüncesiyle eşya ve hadiseye mekânik yönden yaklaşan insan, heybesinde yaş-kuru ne varsa paylaşıma sunmaktadır. Zikredilen sistematik ve(ya) dağınık popüler kültür pratiklerinin, aileler içinde ve arasında onulmaz problemlere, mevcut maddi-manevi imkân ve gayelerin istiap haddini zorlamaya, kişiyi iyilik yarışında geri bırakan kin, haset vb. duyguların tahrik edilmesine zemin hazırlayıp kişisel ve toplumsal dezenformasyona götürdüğü aşikârdır.

Çağdaş insan, sosyolojik evrilmenin karşı konulamaz neticesi olan kırsalın kent hayatı ile orantısız buluşmasıyla, kendinden öncekilerden görüp davranış hâline getirdiği sahih toplumsal dinamikleri tarumar etmiş ve kayda değer bir mahremiyet dönüşümü yaşamıştır. Bu bağlamda, realitede bireysel manada güçlü bir varlık alanı ikame edemeyen kişi, sanal düzlemde yardımcı unsur olarak eşini ve dostunu yanına almakla, ahlaki duyumsama eşiğini kaybetmiş ve bilerek ya da bilmeyerek büyük bir şer girdabının içine düşmüştür.

Meseleye, dinî açıdan özenle konumlandırılmış kadın unsuru açısından yaklaşıldığında, bu nazenin konudaki mütevatir birikimin, günümüzün sanal dehlizlerindeki aşırı ses ve görüntülerin ortaya çıkardığı tabloyla taban tabana zıtlık arz eden bir husus olduğu müşahede edilmektedir. Zira gizlemenin/gizlenmenin asıl olduğu mahremiyetin, konunun başından beri vurgulanan saiklerden dolayı fütursuzca ifşa ve ifsat edildiğini ve “Güleriz ağlanacak hâlimize” şeklinde tebarüz eden bu trajik neticenin, birilerinin bizleri gözetlediği online ortamlarda matlup bir karşılığı olduğunu üzülerek belirtmek gerekir. Bu aşamada, kişinin hal ve tavırlarının nirengi noktasını, utanma duygusu oluşturmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber’in; “Utanmazsan istediğini yap!” (Buhari, Edeb, 78; İbn Mace, Zühd, 17; Ahmet b. Hanbel, XXVIII, 325.) sözü, sükûn ve hareketin doğuştan getirilen hayâ hasletiyle anlam kazanacağını çağlar öncesinden algılara sunmuştur. Öte yandan, müspet şeridin ihlal edildiği durumlar, gerçek hayatta tövbe süreciyle tolere edilip zihin ve belleklerden kalıcı olarak silinirken, sonradan pişmanlık sebebi olan sanal âlemdeki ifade ve tasvirler, geri dönüşüm kutusuna atılamadığından dolayı, zaman tünelinin karanlık ve sisli kıvrımlarında kişiyle birlikte güncel yolculuklara kaldığı yerden devam etmektedir.

Bahse konu sosyal ve ahlaki çöküntüyü yıllar öncesinde müşahede eden üstat Necip Fazıl’ın “Muhasebe” şiirindeki;

“Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem!  Üst kat: Elinde tesbih, ağlıyor babaannem,  Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,  Alt kat: Kızkardeşimin (Tamtam) da çığlıkları.”

dizeleri (Necip Fazıl Kısakürek, Çile, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul 2000, s. 403.) de günümüzün elektronik alışkanlığının evirip çevirip yozlaştırdığı toplumsal yapının ilk çözülme adımlarını göstermesi açısından oldukça dikkat çekicidir.

Özetle, dört duvar arasında bir başkasının duvarını gözetleyerek mahremiyet duvarını inceltip içindekileri şeffaflaştıran çevrimiçi insan, her geçen gün kötülük binasına bir tuğla daha koymaktadır. Bu donuk dünyadan el etek çektiğinde nefes aldığını hissedecek ve böylelikle kendine gelip istikamet çizecek olan yaratılmışların en seçkini, merkeze yerleştiği yeni yaşamında çevresine daha dengeli yaklaşacaktır. Bu da asıl dünya ile sanal dünya arasındaki kıyasıya rekabette, gülen tarafın ev sahibi olacağını şimdiden göstermektedir.

Diyanet Aylık Dergi / Murat Kalıç 

 

Bu yazı 1567 defa okunmuştur...

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

05/04/2021 - 08:34 FELSEFENİN ÇALDIĞI İNSANLAR

n

08/03/2021 - 11:02 TEVHİDDEN HİDAYETE  NEBEVİ RİSALET

n

12/01/2021 - 11:25 İŞTE TOPLUMUMUZUN HÂLİ BU

n

06/10/2020 - 02:15 PEYGAMBER EFENDİMİZİN HİCRET YOLCULUĞU

n

06/10/2020 - 11:27 ŞEHİTLER ÖLMEZ!

n

31/08/2020 - 04:09 SONUÇLARI İTİBARIYLA İSTİĞFAR VE TÖVBE / Dr. Abdülkadir ERKUT

n

06/07/2020 - 09:49 GENÇLİK NEREYE GİDİYOR? / Abdülhamit Kahraman

n

25/06/2020 - 10:51 ŞİMDİ TAM ZAMANI / Abdülhamit Kahraman

n

18/05/2020 - 12:33 CÂMİLER KAPATILDI  CUMALAR KALDIRILDI AMA.. / Abdülhamit Kahraman

n

23/04/2020 - 04:29 RAMAZANDA HAYATIN VE ÖLÜMÜN MUHASEBESİNİ YAPMAK / Dr. Muhlis AKAR 

n

23/04/2020 - 02:47 ŞEHR-İ RAMAZAN VE SORUMLULUK BİLİNCİ / Prof. Dr. Ramazan ALTINTAŞ

n

06/04/2020 - 10:26 HER HÂLİMİZE ŞÜKREDEBİLMEK / Dr. Lamia LEVENT ABUL

n

30/03/2020 - 10:30 KULLUĞUN EN GÜZEL KIVAMI: İHSAN / Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ

n

16/12/2019 - 10:13 HZ. PEYGAMBER (S.A.S.) DÖNEMİNDE İLİM / Prof. Dr. Şakir GÖZÜTOK

n

30/08/2019 - 10:56 HARAMDAN HELALE HİCRET ETMEK

n

29/08/2019 - 02:59 ZİKİR: KALPLERİ DİRİLTEN İKSİR

n

17/12/2018 - 01:05 ALLAH’A YÖNELİŞ BİLİNCİNİ TAZELEME: TÖVBE

n

17/12/2018 - 12:56 MANEVİ ARINMA: TÖVBE

n

19/11/2018 - 10:47 İnancı kuşanan gençler

n

19/11/2018 - 10:42 Hz. Peygamberi Gençlere Anlatabilmek

n

17/10/2018 - 03:38 Mescitlerde Namaz Kılmak ve Takva Sahibi İmam Olmak

n

30/03/2018 - 12:31 DEİZMİ VE ATEİZMİ BESLEYEN ÖNEMLİ BİR FAKTÖR İBADETSİZLİ

n

29/03/2018 - 12:11 MÜSLÜMANLARIN İLK KIBLESİ MESCİD-İ AKSA VE MÜBAREK ŞEHİR KUDÜS

n

04/01/2018 - 10:52 NEFİS İLE MÜCADELE CİHAD-I EKBER

n

03/01/2018 - 11:14 DİNÎ TEBLİĞDE DİL VE ÜSLUP NASIL OLMALIDIR?

n

14/11/2017 - 11:22 HZ. PEYGAMBER’İ GÜNÜMÜZ İNSANINA DOĞRU ANLATMAK

n

02/10/2017 - 04:02 İNSAN ONURU VE ALLAH’A KULLUK

n

02/10/2017 - 03:31 ASIL DİN AŞIRI YORUM

n

02/10/2017 - 03:08 DİN GÜVENLİĞİ BAĞLAMINDA DİNİN DOĞRU ANLAŞILMASI VE YORUMLANMASI

n

19/08/2017 - 09:04 Kurban ya da Başından Serçe Geçen Bir Çocuktur  İSMAİL

n

12/07/2017 - 10:42 İNSANLIĞA KARŞI EN BÜYÜK GÜNAH:  FİTNE

n

13/06/2017 - 12:14 RAMAZAN MEKTEBİ

n

13/06/2017 - 12:07 EMANET AHLAKI

n

13/06/2017 - 11:59 RAMAZAN MEDENİYETİ

n

19/04/2017 - 03:16 HZ. PEYGAMBER VE GÜVEN TOPLUMU: DARU'S-SELAM

n

28/03/2017 - 02:41 SANAL DÜNYA VE  DEĞİŞEN MAHREMİYET

n

17/02/2017 - 03:17 PARALEL DİNLERİ KİMLER SEVER

n

17/02/2017 - 12:40 “HADİS İLMİ”NİN İSLÂMÎ İLİMLER ARASINDAKİ YERİ

n

13/02/2017 - 12:17 KALPLERİNDE MARAZ BULUNANLAR: MÜNAFIKLAR

n

01/02/2017 - 11:12 TEFRİKAYA DÜŞENLER GİBİ OLMAYIN

n

29/12/2016 - 10:25 BİR GÜVEN ABİDESİ:  Muhammedü’l-Emin

n

19/12/2016 - 04:10 Fitne ve Fesadın Başka Bir Versiyonu: İFTİRA VE SUÇLAMA

n

18/10/2016 - 11:53 Bir Mektep Olarak CAMİ

n

26/09/2016 - 11:04 Peygambersiz İslam Söylemi

n

22/09/2016 - 12:08 VİCDANIMIZIN "Selfie"SİNİ ÇEKEBİLİR MİYİZ ?

n

21/09/2016 - 02:57 Boş Vakit mi Dediniz?

n

10/08/2016 - 01:00 RASULULLAH (S.A.S.) BÖYLE BUYURDU

n

10/08/2016 - 12:44 Narsisistik Kişilik

n

14/06/2016 - 11:32 Ramazanda Gönülden Tevhidi Yaşamak

n

06/06/2016 - 02:55 Kur’an İkliminde İyiliklerle Dinamik Bir Hayat İnşası

n

02/06/2016 - 04:44 Ramazan ve iYiLiK

n

02/05/2016 - 12:25 HZ. PEYGAMBER’İN MESAJINI DOĞRU ANLAMAK

n

08/04/2016 - 03:14 Yoğunlaşmış İbadet Mevsimi: “Üç Aylar”

n

24/03/2016 - 10:35 DUANIZ OLMASA

n

24/03/2016 - 10:31 SAHÂBE’NİN PEYGAMBER SEVGİSİ

n

01/02/2016 - 11:48 ZÂLİME HAKKI SÖYLEMEK

n

19/01/2016 - 04:35 ZOR ZAMANDA Müslüman Olmak

n

18/01/2016 - 02:04 Huzurda Huşu ile Durmak

n

18/01/2016 - 01:22 Alnı Secdeye Varan Simalar

n

14/12/2015 - 11:41 HZ. ALİ (Ö: 40/660)’NİN KUR’AN-I KERİM ANLAYIŞI

n

01/12/2015 - 02:21 SAHÂBE’NİN PEYGAMBER SEVGİSİ

n

26/11/2015 - 02:10 Namaz: Divan-ı İlahîde Durup Tevhide Ermektir

n

19/11/2015 - 03:13 Kur’an ve Sünnet Perspektifinden Bilgi AHlAKI

n

19/11/2015 - 03:11 İlim, Marifet ve Hikmet İlişkisi

n

22/10/2015 - 12:39 Söz mü Sükût mu?

n

09/10/2015 - 02:23 Haccın Evrensel Boyutu

n

07/09/2015 - 04:20   KURBAN

n

07/09/2015 - 04:14 Mescitler Arasında Mescid-i Aksa’ya Dair

n

06/07/2015 - 12:25 SADAKA-İ FITIR

n

06/07/2015 - 12:23 TERAVİH NAMAZI

n

23/06/2015 - 03:48 Şeytanın Telkini VESVESE

n

19/06/2015 - 04:50 RAMAZAN

n

15/06/2015 - 06:11 Kardeşlik ve Dostluğa Açılan Pencere SELAM

n

15/06/2015 - 03:24 Vücutta Dolaşan Sinsi Düşman: Şeytan

n

12/06/2015 - 03:38 İnsanın Temel Bir Zaafı

n

12/06/2015 - 03:07 Mültecilere Hicret Yurdu            ya da Muhacire Ensar Olmak

n

06/05/2015 - 02:27 DERİN BİR MUHALEFET

n

27/04/2015 - 12:31 Merhameti Kuşanmak

n

27/04/2015 - 12:30 Şiddet Karşısında rahmet Peygamberi 

n

17/01/2015 - 04:13 HADİSLERİN DOĞRU ANLAŞILMASINDA VE YORUMLANMASINDA TAKİP EDİLECEK YÖNTEM

n

23/12/2014 - 04:13 Müslümanın Varlıkla İmtihanı

n

23/12/2014 - 04:12 İslami Bakışla Varlık ve Servet Algımız

n

16/12/2014 - 02:50 SÜNNET VAHİY İLİŞKİSİ

n

27/10/2014 - 03:06 Sabır-Sâbir

n

24/10/2014 - 04:08 Hz. Peygamber ve Genç Sahabiler

n

24/10/2014 - 03:59 Okunması Gerekenler (12)

n

24/10/2014 - 03:53 İslam’ın Gençlik Tasavvuru

n

04/07/2014 - 03:29 BORÇ ve KARZ-I HASEN

n

30/06/2014 - 04:46 Ramazan İklimi ve Helal Kazanç Bilinci

n

09/06/2014 - 11:33 ATÂLETİ TATİL ZANNETMEK

n

05/05/2014 - 02:42 HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)’İN ADÂLET ANLAYIŞI

n

09/04/2014 - 02:07 BİR YÖNETİCİ OLARAK RASULULLAH

n

21/03/2014 - 04:40 Allah’ın Korumasını Hak Etmenin Yolu: Sabah Namazı

n

10/02/2014 - 02:47 Değerini Bilemediğimiz İki Eşsiz Nimet: Sağlık ve Boş Zaman

n

04/10/2013 - 05:02 “Hakikat”in Nihai Temsilcisi:  Hz. Muhammed (s.a.s.) 

n

22/07/2013 - 03:39 Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Asabiyetle Mücadelesi

n

22/07/2013 - 03:33 Şeytanın kardeşleri kimlerdir?

n

18/06/2013 - 05:58 Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Asabiyetle Mücadelesi

n

18/06/2013 - 02:09 Kur’an ayı ramazan ikliminde ‘Oku’ emrinin düşündürdükleri

n

14/03/2013 - 11:17 Okunması Gerekenler (11)
 

Site İçi Arama

6 Sevvâl 1442 |  18.05.2021

Bir Ayet

Bismillahirramanirrahim

Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.)

( Araf Suresi - 34)

Bir Hadis

İbni Mes’ûd (r.a.)’den rivayet edildiğine göre;

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

Ancak iki kişiye gıbta edilir:

Allah’ın verdiği malı hak yolunda harcamayı başaran kimse.

Yine Allah’ın kendisine verdiği
ilim ve hikmet ile yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse.

Buhârî, İlim 15, Zekât 5, Ahkâm 3, Temennî 5, İ’tisâm 13, Tevhîd 45; Müslim, Müsâfirîn 268

Bir Dua

“Allah’ım! Bütün işlerimdeki ölçüsüzlüğümü, cahilliğimi ve hatamı bağışla. Sen bunları benden daha iyi biliyorsun.”

(Buhari, Deavât, 60)

Hikmetli Söz

Biz Müslümanlar hak ile batılı birbirinden ayırmak için söyleyene değil, söylenene baktığımız; şahsı değil, sözü tanıdığımız devirlerde cihanın en yüksek milletiymişiz.

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com