Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiç bir topluma) azab edecek değiliz.
( İsra Suresi - 15)
Bir Hadis
Hz. Enes (r.a.) anlatıyor:
Resulullah (sav) ölmek üzere olan bir gencin yanına girmişti.
Hemen sordu: "Kendini nasıl buluyorsun?"
"Ey Allah'ın Rasulü, Allah'tan ümidim var, ancak günahlarımdan korkuyorum." diye cevap verdi.
Resulullah da (sav) şu açıklamayı yaptı:
"Bu durumda olan bir kulun kalbinde (ümit ve korku) birleşti mi, Allah o kulun ümid ettiği şeyi mutlaka verir ve korktuğu şeyden de onu emin kılar."
Tirmizi, Cenâiz 11
Bir Dua
“Allah’ım, senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.”
(Müslim, Zikir, 72)
Hikmetli Söz
Biz Müslümanlar hak ile batılı birbirinden ayırmak için söyleyene değil, söylenene baktığımız; şahsı değil, sözü tanıdığımız devirlerde cihanın en yüksek milletiymişiz.