Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler   |   Sesli Dersler    |   İlmi Yazilar    |   Yazarlar   |   Sorular ve Cevaplar   |   İletişim   |   Foto Galeriler   |   Ziyaretçi Defteri

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Kur`ani Terbiye Dersleri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz Peygamberin Hayatı (s.a.v)

Sahabe Hayatı

İnsanı Tanımak (Özel Fm)

İnsanı Tanımak (Hilal Tv)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Özel Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Belgeseller

Aile Eğitim Seminerleri

Aile Eğitim (Yazıları)

Çocuk Eğitimi (Yazıları)

Kuran Araştırmaları

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Dünya İslama Koşuyor
Eğitimcilere ÖZEL
04- Gazze Duası
Avusturalyalı Gencin Müslüman Oluşu
Anne Babaya İtaat
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​)
Ahmet El-Acemi / Dua
Ölüm- 3
Ölüm- 2
Ölüm- 1
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)
İmanın Anlamı ve Aşamaları (İkitelli / M.Akif)

Esma'ül Hüsna

 

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 4024
Toplam 6519855
En Fazla 16179
Ortalama 1849
Üye Sayısı 1025
Bugün Üye Olan 0
Online Ziyaretci

Anket

KURAN OKUYORMUSUNUZ ?

Seçenekler

Ayda bir Kur'an okuyorum

Onbeş günde bir Kur'an okuyorum

Haftada bir Kur'an okuyorum

Hergün düzenli Kur'an okuyorum

Kur'an okumuyorum

Sonuçları Göster

 
 
 

EMANET AHLAKI

Söz emaneti, hayat yolculuğunun başlangıcını temsil ediyor. Sözün bağlayıcılığı ve kesinliği ruhlar âleminde gerçekleşen sahne ile sizi bağlıyor. Bu anlamda söze sadakat, aslında öze sadakattir. Kişi, sözünün, sözüne gerekçe olan varlığının özüne sadakatini taşımak durumundadır.
13/06/2017

Sözle başlayan, özümüze değen emanet

 
Önce söz vardı. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” hitabına/sözüne, bir cevapla/sözle cevap verildi: “Bela/evet (Sen bizim Rabbimizsin).” Söz dile düşmeden önce kalbe düştü sonra dile geldi ve sözü bir emanet olarak insan aldı. 
 
Söz emaneti, hayat yolculuğunun başlangıcını temsil ediyor. Sözün bağlayıcılığı ve kesinliği ruhlar âleminde gerçekleşen sahne ile sizi bağlıyor. Bu anlamda söze sadakat, aslında öze sadakattir. Kişi, sözünün, sözüne gerekçe olan varlığının özüne sadakatini taşımak durumundadır. O yüzden söz emaneti, özümüzün emanetidir. Verdiğiniz sözü, yüce bir emanet bilip hayat boyu taşımaya ahdettiğiniz sürece, onu taşıma ahlakını da kuşanmanız gerekmektedir. Çünkü sözün de, özün de emanetini bugünlere taşıyacak sağlam, sağlıklı liman ahlaktır. 
 
Dağların yüklenmekten imtina ettiği büyük emanet
 
Hayatın kıyısında, ortasında yaşayabilirsiniz ancak hayatın dışında kalarak alnımıza çatılan bu emaneti yok sayıp, yürüyüşünüzü sürdüremezsiniz. İyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı hayatın içinde kalarak yaşar ve çözersiniz. Varoluşumuzun gerekçesi, varlığı anlamlandıran bu emanet sizin için tanımlanmış, hatta emanete bile isteye talip olmuşsunuzdur. Kerim Kitabımızda dağların dahi yüklenmekten imtina ettikleri emaneti insan bile isteye almış ve kabul ettiği veciz bir şekilde anlatılır.
 
Nitekim Elmalılı Hamdi Yazır merhum da, Ahzap suresinin 72. ayetine şu meali verir: “Evet biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi, o cidden çok zalim ve çok cahil bulunuyor.” Vazifenin büyüklüğü ve cesameti açıktır. Hatta şair Necip Fazıl Kısakürek “Sen bir devsin, yükü ağırdır devin/ Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin” derken insanoğlunun zayıflığına, aceleciliğine, eksik ve noksanlığına rağmen yükü taşımaya layık ve tek namzet varlık olduğunu büyük coşku ve vecd hâlinde anlatır.
 
Emanet ifa edilmediğinde hıyanet ve garamettir
 
Elmalılı merhum bahsi geçen ayeti şu şekilde tefsir eder: “(…) Allah’ın gerek kendi hukukuna ve gerek halkın hukukuna müteallik emr ü nehyinin, ahkâmının icrasına Allah’ın emini, inanç memuru olmak demek olan emanetini, ya’ni Allahın diğer eşyada olduğu gibi ıztırar ile cebren değil, rıza ve ihtiyar ile yaptırmak istediği ef’ali ihtiyariyyede emrine itaatle hilafeti demek olan vazife ve mükellefiyyeti o Göklere ve Yere ve Dağlara: yukarıda ve aşağıda o ağır ve büyük ecram ve ecsamın hepsine arzeyledik de onlar onu yüklenmekten ibâ ve imtina ettiler. (…) emanet böyle Semavat ve Arz ve Cibrilin dayanamıyacakları derecede ağır, edası zor, mes’uliyetli, büyük ve korkunç bir yüktür. Burada arz ve ibayı hakikati üzerine mülahaza eden müfessirler varsa da çokları emanetin azametini meyan için istiharei temsiliyye suretinde bir tasvir olduğuna sahib olmuşlardır. Emanet iyfa edildiği takdirde netice çok büyük bir keramet olduğu gibi iyfa edilmediği takdirde de hıyanet ve garametle büyük bir rüsvaylıktır. İnsan ise onu yüklendi “bela” dedi, teklif ve hilafeti kabul etti. O insan cidden zalûm cehul bulunuyor. Her ferdi değil, insan cinsi.” (Hak Dini Kur’an Dili, C.5, İstanbul 1936, s. 3932-3935.) 
 
Burada dikkat çekici bir durum şudur ki “emanet böyle semavat ve arz ve Cibril’in dayanamayacakları derecede ağır, edası zor, mesuliyetli, büyük ve korkunç bir yüktür.” Derken Elmalılı Hamdi Yazır, ayette geçen arzla meseleyi sınırlandırmamış, buna semavat ve Cibril-i Emin’i de dâhil etmiştir. Böylesine büyük ve dehşetengiz bir durumla karşı karşıyayız. O yüzden de emanetin ifası gözle görülür aşikâr bir keramet iken, emanete riayetsizlik ise hıyanetle ve garametle (borçlanmak) niteleniyor. Bu durumda emanete talip olup, ona riayetsizlik ise sadece zalum ve cehul olan insanın harcı oluyor. 
 
Emanet mülk değildir, sorumluluktur
 
Hayat yolculuğunda türlü vazifelerle donanmış olan insanoğlunun gözden ırak tutmaması gereken emanet, bir mülk değil, sorumluluktur. Emaneti mülke tahvil etmek demek, sorumluluğu yok saymak yahut sorumluluktan kaçmak demektir.  
 
Bu emanet, “Kenar-ı Dicle'de bir kurt aşırsa koyunu, Gelir de adl-i ilahî sorar Ömer'den onu” şuurunda idareciyi; “işçiye alın teri kurumadan emeğinin karşılığını veriniz” kutlu nebinin sözüne amade işvereni; “kadınlar size Allah’ın emanetidir” düsturunu hayata, evine nakşeden erkeği; “Allah’ın birer emaneti olarak yetimi gözetmek, cennete açılan kapıdır” hadisiyle sadece yetime değil, öksüze, yolda kalmışa, yurdundan ayrılmışa kol kanat geren, kimsesizlere kimse olanları; nihayet “Yine o müminler emanetlerine ve ahitlerine sadakat gösterirler.” (Müminun, 23/8.) ayetinin şuurunda olan müminleri sarıp sarmalamaktadır. 
 
Emanet ahlakı, vakti gelince emanete halel getirmeden teslim edebilmektir 
 
Emanet, geri dönüp baktığımız zaman sisli bir pişmanlık vadisine uğramadan göğsümüz inşirah duya duya yol almaktır. Emanet ahlakı ise emaneti kuşanacak, taşıyacak bilince sahip olmak ve emanete halel gelmeden sahibine teslim etmektir. Bir başka deyişle emanet ahlakı “emanet zayi edildiği zaman kıyameti bekle” kutlu sözüne sadakati gerektirir. Herkes elindeki -can, canan, çalışan, işveren, kamu malı vs.- emanetin sahibine sadakatle, sıddıkiyetle kul olmalı, yolculuğu bizim istediğimiz gibi heva ve heves yolunda değil, onun çizdiği emanet çizgisinin yörüngesinde bitirmeye gayret etmeli. 
 
Hz. Ebubekir’i sıddıkiyet mertebesine ulaştıran şey, hiç kuşkusuz can, mal emanetini hiç çekinmeden Hak yolunda gözden ve dahi gönülden çıkarabilme iradesini göstermesidir. Her bir sahabeyi bir yıldız mesabesinde tasvir eden, içinde yaşadıkları asrı da asr-ı saadet yapan, işte o emanet bilinci ve emanet ahlakıdır. 
 
Emanet/Mesuliyet davasının diğer adı İnsan Davası’dır
 
Nurettin Topçu bu büyük mesuliyeti ve davayı şöyle anlatır: “İslam’ı XX. asırda yükseltecek olanlar, bu mukaddes davanın her şeyden önce insan davası olduğunu bilmelidirler. Allah’ın emaneti hakkında nasıl davranmak lazımsa her insan karşısında öylece davranmanın gerektiğini ancak anlayanlar bu davanın saflarında yer alabileceklerdir.” (İslam ve İnsan, Mevlana ve Tasavvuf, Dergâh yay. 2001, s. 25.) İnsanın da asıl gayesinin Hakk’a gitmek olduğunu dile getiren Topçu, bu imtiyazlı durumun da vasıtasını aşk olarak ifade eder: “Onun gayesi Allah’a gitmektir. Bu, dağların kabul etmediği emaneti yüklenen insana sunulmuş ilahî imtiyazdır. Bu imtiyazı elde etmenin, bu sefaletler mahşerindeki müthiş imtihanda başarı kazanmanın şartı aşka ulaşabilmektir. Çünkü aşk içinde bu çelişmelerin hepsi birden ortadan kalkıyor. Bu mahşer yeri bir cennet oluyor. Bütün insanlar aşk içinde birleşiyorlar ve kendilerindeki hayvani unsurlardan sıyrılıyorlar. Aşk içinde dinin yoludur ve bütün fani gözüken şeylerin aşkından fani olan varlık vücut, çehre, emeller ve şekiller silinip de yalnız aşk ortada kalınca işte o Allah’ın aşkıdır, varlığın mutlak sevgisidir. (s. 34)
 
Emaneti sahiplenin zayıf olduğu demler
 
Bataklığa gömülmüş, ibresini şaşırmış insana yol gösterme, elinden tutup bulunduğu bataklıktan çekip çıkarma ve en nihayet adı insan olan bir dava, emanet meselesinde mevzuyu kaybettiğimiz noktadır. Hâlbuki bu mahşeri, bu cehennemi tersine çevirecek Allah aşkı ve O’nun mutlak sevgisi vardır. 
 
Şurası da bir hakikattir ki içinde yaşadığımız zamanlar emaneti sahiplenenlerin zayıf olduğu demlerdir. Herkes bu ilahî emaneti insanoğlunun yüklendiği konusunda hem fikir iken, sorumluluk almaya gelindiğinde -hele ki hiçbir karşılık ve menfaat beklemeksizin tamamen hasbilik söz konusu olduğunda- kimsenin bu sofrada yerinin olmadığını görüyor ve gözlemliyoruz. Emanet öze dokunan sözde olmalı ve emanete liyakatle birlikte onu taşıyacak ahlakın emareleri de üzerimizde olmalı. Yoksa gelecek yüzyılların en büyük sancılarından birisinin de “emanet sancısı” olacağı muhakkaktır. Dün olduğu gibi bugün de âlimiyle, mürşidiyle, hocasıyla, idarecisi ile kısacası sorumluluk makamındaki herkes bu vebalin bir tarafından sorumlu olacaklardır.

Kâmil Büyüker / Diyanet Aylık Dergi

 

Bu yazı 182 defa okunmuştur...

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

14/11/2017 - 11:22 HZ. PEYGAMBER’İ GÜNÜMÜZ İNSANINA DOĞRU ANLATMAK

n

02/10/2017 - 04:02 İNSAN ONURU VE ALLAH’A KULLUK

n

02/10/2017 - 03:31 ASIL DİN AŞIRI YORUM

n

02/10/2017 - 03:08 DİN GÜVENLİĞİ BAĞLAMINDA DİNİN DOĞRU ANLAŞILMASI VE YORUMLANMASI

n

19/08/2017 - 09:04 Kurban ya da Başından Serçe Geçen Bir Çocuktur  İSMAİL

n

12/07/2017 - 10:42 İNSANLIĞA KARŞI EN BÜYÜK GÜNAH:  FİTNE

n

13/06/2017 - 12:14 RAMAZAN MEKTEBİ

n

13/06/2017 - 12:07 EMANET AHLAKI

n

13/06/2017 - 11:59 RAMAZAN MEDENİYETİ

n

19/04/2017 - 03:16 HZ. PEYGAMBER VE GÜVEN TOPLUMU: DARU'S-SELAM

n

28/03/2017 - 02:41 SANAL DÜNYA VE  DEĞİŞEN MAHREMİYET

n

17/02/2017 - 03:17 PARALEL DİNLERİ KİMLER SEVER

n

17/02/2017 - 12:40 “HADİS İLMİ”NİN İSLÂMÎ İLİMLER ARASINDAKİ YERİ

n

13/02/2017 - 12:17 KALPLERİNDE MARAZ BULUNANLAR: MÜNAFIKLAR

n

01/02/2017 - 11:12 TEFRİKAYA DÜŞENLER GİBİ OLMAYIN

n

29/12/2016 - 10:25 BİR GÜVEN ABİDESİ:  Muhammedü’l-Emin

n

19/12/2016 - 04:10 Fitne ve Fesadın Başka Bir Versiyonu: İFTİRA VE SUÇLAMA

n

18/10/2016 - 11:53 Bir Mektep Olarak CAMİ

n

26/09/2016 - 11:04 Peygambersiz İslam Söylemi

n

22/09/2016 - 12:08 VİCDANIMIZIN "Selfie"SİNİ ÇEKEBİLİR MİYİZ ?

n

21/09/2016 - 02:57 Boş Vakit mi Dediniz?

n

10/08/2016 - 01:00 RASULULLAH (S.A.S.) BÖYLE BUYURDU

n

10/08/2016 - 12:44 Narsisistik Kişilik

n

14/06/2016 - 11:32 Ramazanda Gönülden Tevhidi Yaşamak

n

06/06/2016 - 02:55 Kur’an İkliminde İyiliklerle Dinamik Bir Hayat İnşası

n

02/06/2016 - 04:44 Ramazan ve iYiLiK

n

02/05/2016 - 12:25 HZ. PEYGAMBER’İN MESAJINI DOĞRU ANLAMAK

n

08/04/2016 - 03:14 Yoğunlaşmış İbadet Mevsimi: “Üç Aylar”

n

24/03/2016 - 10:35 DUANIZ OLMASA

n

24/03/2016 - 10:31 SAHÂBE’NİN PEYGAMBER SEVGİSİ

n

01/02/2016 - 11:48 ZÂLİME HAKKI SÖYLEMEK

n

19/01/2016 - 04:35 ZOR ZAMANDA Müslüman Olmak

n

18/01/2016 - 02:04 Huzurda Huşu ile Durmak

n

18/01/2016 - 01:22 Alnı Secdeye Varan Simalar

n

14/12/2015 - 11:41 HZ. ALİ (Ö: 40/660)’NİN KUR’AN-I KERİM ANLAYIŞI

n

01/12/2015 - 02:21 SAHÂBE’NİN PEYGAMBER SEVGİSİ

n

26/11/2015 - 02:10 Namaz: Divan-ı İlahîde Durup Tevhide Ermektir

n

19/11/2015 - 03:13 Kur’an ve Sünnet Perspektifinden Bilgi AHlAKI

n

19/11/2015 - 03:11 İlim, Marifet ve Hikmet İlişkisi

n

22/10/2015 - 12:39 Söz mü Sükût mu?

n

09/10/2015 - 02:23 Haccın Evrensel Boyutu

n

07/09/2015 - 04:20   KURBAN

n

07/09/2015 - 04:14 Mescitler Arasında Mescid-i Aksa’ya Dair

n

06/07/2015 - 12:25 SADAKA-İ FITIR

n

06/07/2015 - 12:23 TERAVİH NAMAZI

n

23/06/2015 - 03:48 Şeytanın Telkini VESVESE

n

19/06/2015 - 04:50 RAMAZAN

n

15/06/2015 - 06:11 Kardeşlik ve Dostluğa Açılan Pencere SELAM

n

15/06/2015 - 03:24 Vücutta Dolaşan Sinsi Düşman: Şeytan

n

12/06/2015 - 03:38 İnsanın Temel Bir Zaafı

n

12/06/2015 - 03:07 Mültecilere Hicret Yurdu            ya da Muhacire Ensar Olmak

n

06/05/2015 - 02:27 DERİN BİR MUHALEFET

n

27/04/2015 - 12:31 Merhameti Kuşanmak

n

27/04/2015 - 12:30 Şiddet Karşısında rahmet Peygamberi 

n

17/01/2015 - 04:13 HADİSLERİN DOĞRU ANLAŞILMASINDA VE YORUMLANMASINDA TAKİP EDİLECEK YÖNTEM

n

23/12/2014 - 04:13 Müslümanın Varlıkla İmtihanı

n

23/12/2014 - 04:12 İslami Bakışla Varlık ve Servet Algımız

n

16/12/2014 - 02:50 SÜNNET VAHİY İLİŞKİSİ

n

27/10/2014 - 03:06 Sabır-Sâbir

n

24/10/2014 - 04:08 Hz. Peygamber ve Genç Sahabiler

n

24/10/2014 - 03:59 Okunması Gerekenler (12)

n

24/10/2014 - 03:53 İslam’ın Gençlik Tasavvuru

n

04/07/2014 - 03:29 BORÇ ve KARZ-I HASEN

n

30/06/2014 - 04:46 Ramazan İklimi ve Helal Kazanç Bilinci

n

09/06/2014 - 11:33 ATÂLETİ TATİL ZANNETMEK

n

05/05/2014 - 02:42 HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)’İN ADÂLET ANLAYIŞI

n

09/04/2014 - 02:07 BİR YÖNETİCİ OLARAK RASULULLAH

n

21/03/2014 - 04:40 Allah’ın Korumasını Hak Etmenin Yolu: Sabah Namazı

n

10/02/2014 - 02:47 Değerini Bilemediğimiz İki Eşsiz Nimet: Sağlık ve Boş Zaman

n

04/10/2013 - 05:02 “Hakikat”in Nihai Temsilcisi:  Hz. Muhammed (s.a.s.) 

n

22/07/2013 - 03:39 Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Asabiyetle Mücadelesi

n

22/07/2013 - 03:33 Şeytanın kardeşleri kimlerdir?

n

18/06/2013 - 05:58 Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Asabiyetle Mücadelesi

n

18/06/2013 - 02:09 Kur’an ayı ramazan ikliminde ‘Oku’ emrinin düşündürdükleri

n

14/03/2013 - 11:17 Okunması Gerekenler (11)

n

14/03/2013 - 11:06 DİN KARDEŞLİĞİ VE ÖNEMİ

n

28/01/2013 - 01:59 Sevgi ve kardeşlik bağı imanla kurulur takva ile korunur

n

28/01/2013 - 01:48 EZELÎ VE EBEDÎ BİR UFUKTAN BAKMAK

n

22/01/2013 - 11:29 Safa Tepesinden yükselen ses: Peygamber Efendimizin sesi

n

28/12/2012 - 11:46 Peygamberimizin Eğitim Anlayışı

n

27/12/2012 - 04:16 Dünyada selam ahirette selam

n

27/12/2012 - 02:22 İnsanın en çetin imtihanı: Mallar ve evlatlar

n

22/11/2012 - 01:24 Okunması Gerekenler (10)

n

22/11/2012 - 12:55 Başkalarının derdiyle dertlenmek

n

22/11/2012 - 10:54 Hz. Peygamber ve hak duyarlılığı

n

22/11/2012 - 10:35 İnfak diyeti: Az ye çok yedir

n

05/10/2012 - 03:00 Haccın sembolik anlamı

n

05/10/2012 - 02:37 Kul hakkından ne anlıyoruz?

n

04/09/2012 - 12:52 Esma-i hüsna’dan hayata yansıyan es-Selam “Allahım! Barış Sen’sin; barış Sen’dendir!”

n

03/09/2012 - 04:45 Barışın anahtarı: Selamlaşma

n

03/09/2012 - 04:14  Okuması Gerekenler (9)

n

03/09/2012 - 02:23 Kardeşliğin devamında selamın yeri

n

20/07/2012 - 02:36 Kemâl Kalpten Başlar

n

13/07/2012 - 11:19 RAMAZAN HİLÂLİ GÖRÜLDÜ MÜ?

n

13/07/2012 - 11:17 Ramazan Ayını Karşılarken

n

27/06/2012 - 11:23 İsraf duyarlılığı ya da tüketim ahlakı

n

05/06/2012 - 02:03 Rahmeti bol olan Allah

n

05/06/2012 - 12:12 Rahmet peygamberinin umuda yolculuğu

n

05/06/2012 - 11:37 Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in eğitim(ciliğ)inde Merhametin etkin gücü

n

25/04/2012 - 04:27 Allah için sevmek
 

Site İçi Arama

  12.12.2017

23 Rebîü'l-Evvel 1439

Bir Ayet

"Sen ve Rabbin gidip harbedin, biz burada bekleyeceğiz"

( [Mâide sûresi - 24)

Bir Hadis

Enes (r.a) çocukların yanından geçerken onlara selâm verdi ve:

Hz. Peygamber (s.a.v.) de çocuklara böyle selâm verirdi, dedi.

Buhârî, İsti’zân 15; Müslim, Selâm 15. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 136; Tirmizî, İsti’zân 8; İbni Mâce, Edeb 14


Bir Dua

“Rabbim! Tövbemi kabul et, günahımı temizle, duamı kabul buyur, delilimi sabit kıl,
dilimi doğru yap, kalbime hidayet ver, göğsümün kin ve hasedini çıkar.”

(Tirmizî, Deavât, 114)

Hikmetli Söz

Kibir ve gurur ile tahsil olunan ilimde felâh yoktur.


Yazarlar

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com