Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler   |   Sesli Dersler    |   İlmi Yazilar    |   Yazarlar   |   Sorular ve Cevaplar   |   İletişim   |   Foto Galeriler   |   Ziyaretçi Defteri

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz Peygamberin Hayatı (s.a.v)

Sahabe Hayatı

İnsanı Tanımak (Radyo)

İnsanı Tanımak (Tv)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Özel Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Belgeseller

Aile Eğitim Seminerleri

Aile Eğitim Yazıları

Çocuk Eğitimi Yazıları

Kuran Araştırmaları

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Dünya İslama Koşuyor
Eğitimcilere ÖZEL
04- Gazze Duası
Avusturalyalı Gencin Müslüman Oluşu
Anne Babaya İtaat
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​)
Ahmet El-Acemi / Dua
Ölüm- 3
Ölüm- 2
Ölüm- 1
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)
İmanın Anlamı ve Aşamaları (İkitelli / M.Akif)

Esma'ül Hüsna

 

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 809
Toplam 10125089
En Fazla 16179
Ortalama 2249
Üye Sayısı 1055
Bugün Üye Olan 0
Online Ziyaretci
 

 
Nasıl kurtuluruz?
03/01/2017 - 14:25
 
Ramazan Kayan
Hz. Peygamber'e en fazla eziyet edenler onlar oldu. Ne iftiralar… Ne tuzaklar…
Tarihin her evresinde insanlar, içinden çıkamadıkları, altından kalkamadıkları konularda bir kurtarıcı bekleme yoluna gitmişlerdir. Dolayısıyla “kurtarıcı bekleme” düşüncesi insanlık tarihi kadar eskidir. Diyebiliriz ki; bütün dinlerde insanlar “gelecek bir kurtarıcının” beklentisi içinde olmuşlardır. Dün olduğu gibi bugün de mucizevi, efsanevi bir kurtarıcının gelip bozulan her şeyi düzelteceği inancı birçok insanda mevcuttur.
 
Anlaşılan “kurtarıcı beklemek” hep devam etmiştir. Peki neden?
 
Sebep çoğunlukla acziyet, zafiyet, mazlumiyet ve zillet halleridir. Çünkü kendilerini çaresizlik içinde gören kitleler, kurtarıcı beklentisine girerler… Artık elleri kolları bağlı, gelecek kurtarıcı için gün saymaya, hesap yapmaya başlarlar… Çoğu zaman bu tutumlarını “haddini bilmek” adına sürdürürler… Böylece sorumluluğu başkasına havale etme psikolojisi oluşur. Bu pasifize edici ruh hali toplumları uzlaşmacı, uyuşumcu, uyutucu ve uysal bir karaktere dönüştürür… Kısacası bu “kurtarıcı bekleme” algısı, hayra alamet değil.
 
Biraz da direnme gücünü kaybeden, yapması gerekenleri yapmayanların kendilerini savunmaya ve sığınacakları makul bir gerekçeye ihtiyaç vardır… Ayrıca içinde bulundukları durumu meşrulaştırmak, sorumluluklardan sıyrılmak veya ertelemek için böylesi bir izah tarzı kaçınılmaz oluyor…
 
Kimi zaman beklenen kurtarıcı üzerinden nüfuz sağlama, iktidarı elde etme, intikam alma, zafere yürüme hesapları da yapılır. Ancak pratikte genellikle bu beklentiler umulduğu gibi seyretmez, işler farklı mecralara kayıverir…
 
İsrailoğullarının risalet öncesi inançları şuydu: gelecek son elçiye iman edecekler ve onun sayesinde yeryüzü hâkimiyetini gerçekleştireceklerdi. Fakat Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamber olarak gönderildiğinde şiddetle ilk karşı çıkanlar onlar oldu. Çünkü onların beklentisi, son elçinin kendilerinden, yani İsrailoğullarından olması idi. Ancak İsmailoğullarından olunca kavmiyetçi bir refleksle reddettiler. Hesaplar tutmadı, hasetçi bir tutumla Hz. Peygamber'e en fazla eziyet edenler onlar oldu. Ne iftiralar… Ne tuzaklar…
 
Hz. Musa (a.s.)'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerinin de benzeri beklenti ve çıkışlarda bulunduklarını görüyoruz. Talut ve Calut kıssasında “kurtarıcı” talebi ile peygamberlerine müracaat edenlerin akıbetine dikkatlerimiz çekiliyor. Allah (c.c.) tarafından Talut seçilince bu İlahi tercihle tatmin olmuyorlar… Onların zihnindeki lider profili farklıydı… Beklenen kurtarıcının kriterlerini kendileri belirlemek istiyorlardı.
 
“Peygamberleri onlara, ‘İşte Allah, size (kurtarıcı) hükümdar olarak Talut'u gönderdi,' demişti. Onlar, ‘O nasıl bize hükümdar olabilir ki? Hâlbuki biz hükümdarlığa ondan daha layığız. O, malca da bir bolluk verilmiş biri değil,' dediler. Peygamber, ‘Onu, Allah size hükümdar seçti, bilgi ve fizikçe üstün kıldı, hem Allah hükümdarlığı dilediğine verir. Allah geniş mülk sahibi, her şeyi bilendir,' dedi.” (Bakara, 247)
 
Israrla kurtarıcı isteyenler, bakıyoruz ilk itiraz ve isyan edenler oluyor.
 
Toplumların kurtarıcı beklentisi biraz da insanüstü özelliklerle donanımlı olması şeklinde… Fetişleştirilen kurtarıcılar, kutsanan liderler zamanla ulaşılmaz oluyor, hayatın dışında kalıyor… Sonra da beklenen kurtarıcılar beklentilere cevap veremez olunca bu defa kurtarıcılardan nasıl kurtulunur arayışı başlıyor.
 
Evet, Mehdi, Mesih, Hızır, müceddid, mürşid beklentisi ile miskinleşiyorsak buna müsaade etmemek lazım. Çünkü biz Mehdi'yi beklerken, deccallar ortalığı kasıp kavuruyor, silip sömürüyor. Kurtarıcı rüyalarından, cifr ve ebced hesaplarından kurtulmamız gerekiyor.
 
Gökten zembille kimse inmeyeceğine göre, gökyüzünden inen kurtarıcı Kur'an'a sımsıkı tutunmamız gerekmiyor mu?
O urvetu'l-vuska değil midir?
 
Hablullah'ın ne olduğu belli… Habibullah'ın ne dediği belli… Hududullahın ne içerdiği belli…
 
Belirsiz olan, bizim karar ve kararlılığımız.
 
Bize düşen kurtarıcı beklemek değil, önce kendimizi kurtarmak…
 
Artık kendi ayaklarımız üzerinde durmak durumundayız…
 
Sihirli eller, kestirme formüller, ithal çözümler, ütopik beklentiler ile oyalanacak halimiz yok…
 
Bugüne kadar ortaya çıkmayan kurtarıcıların bundan sonra çıkacağı ne malum… Kendimizi ortaya koymamız gerekiyor… Bizde zorlukları aşacak güç, zulme direnecek potansiyel de var, kendimizi aşabilirsek…
 
Müminlerin vazifesi bellidir: seferde olmak.
 
Hz. Hacer ıssız çölde kurtarıcı beklemedi, sa'ye durdu. Yürüdü…
 
Belki de bize düşen ulvi görev, kurtarıcı beklemek değil, kurtarıcı olmaktır… Ailemizden başlayarak, çevreye açılarak özne ve öncü olmak varken, başka arayışlar içinde olmak biraz da sorumluluktan kaçış değil midir?
 
Şimdi elini taşın altına sokma zamanı.
 
İşi ruhani, siyasi, askeri kurtarıcılara ihale edersek, korkarım daha çok bekleriz…
 
“Oturun, oturanlarla beraber” itabına maruz kalırız…
 
“Hepiniz çobansınız” nebevi sorumluluğuna dönmek varken kendimizi nasıl oyalayabiliriz ki?
 
“İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır” gerçeğine ne diyeceğiz?
 
Hülasa, demek istediğim o ki, bekleyen değil, beklenen olalım.
 
“Rabbimiz! Bizi muttakilere önder kıl!”

Bu Makale 1770 defa okunmuştur

 

Yazdır

YAZARIN DİĞER YAZILARI

©

30/03/2020 - 10:43 Ev ödevi

©

02/03/2020 - 11:06 Normalleştirilmiş anormallikler

©

27/01/2020 - 13:13 Vahiyle vücud bulmak

©

16/12/2019 - 10:40 Örtülü çıplaklık

©

14/10/2019 - 10:50 Toplumsal Enkazın Altında: “AİLE”

©

02/09/2019 - 10:19 Oyalanma odaklan!

©

10/06/2019 - 12:39 İnsan, en muhteşem muamma…

©

21/05/2019 - 11:03 Sade hayat

©

01/02/2019 - 14:09 Değişim İradesi

©

13/10/2018 - 14:29 Hayat paylaşmaktır

©

19/02/2018 - 12:35 Heva ile Heba Olmamak İçin

©

19/01/2018 - 18:49 Kaybolmamak için…

©

25/12/2017 - 14:04 Rüya mı, kabus mu?

©

20/11/2017 - 10:36 Heyecanımıza ne oldu?

©

25/10/2017 - 09:48 Ömür Boyu Davet

©

28/09/2017 - 14:33 Hicri hicranlar

©

07/07/2017 - 16:15 Onur Sınavı

©

29/05/2017 - 12:26 İnsanoğlu Zayıftır

©

03/05/2017 - 15:51 Nebevi Vasiyet

©

13/03/2017 - 11:10 Tevbesizliğe Tevbe

©

01/02/2017 - 11:48 Kâbe’nin Mesajı

©

03/01/2017 - 14:25 Nasıl kurtuluruz?

©

08/12/2016 - 09:14 Ertelenen Evlilikler

©

05/10/2016 - 10:20 Allah’la Dost Olmak...

©

25/06/2016 - 09:43 İSRAF TOPLUMU

©

08/04/2016 - 14:22 Gaye ve Gayret

©

20/02/2016 - 11:07 Şahit Olmak...

©

19/01/2016 - 16:38 HELAL YAŞAM

©

15/12/2015 - 13:44 ZAFER ZAAFI

©

18/11/2015 - 11:31 DÜNYA VE DURUŞ

©

13/10/2015 - 12:30 SORUMLULUK ALANIMIZ

©

10/03/2015 - 10:59 “Haydi gelsene…”

©

31/10/2014 - 14:33 DEĞER AŞINMASININ ACI AKIBETİ; VEFASIZLIK…

©

01/09/2014 - 15:25 YAŞAMIN EMARI

©

04/08/2014 - 13:52 Öncemiz ve sonramız bayram olsun.

©

04/07/2014 - 15:51 Açın Halinden Kim Anlar

©

09/06/2014 - 11:51 KENDiMiZ OLMAK KENDiMiZ KALMAK

©

05/05/2014 - 12:31 YENİDEN KARDEŞLİK

©

09/04/2014 - 14:14 İyilik Erleri

©

01/02/2014 - 13:44 Temiz Hayatlar

©

04/12/2013 - 13:38 Dindarlığın Modernizmle Sınavı

©

04/10/2013 - 14:16 Selim bir gelecek için

©

12/08/2013 - 10:40 Duayı Kuşanmak

©

19/06/2013 - 16:24 Uyum Krizi

©

20/05/2013 - 14:23 Yeniden Kardeşlik

©

18/04/2013 - 10:49 Geleceği İnşa Sorumluluğu

©

19/03/2013 - 14:35 Aktif ve Afif kadın

©

19/02/2013 - 11:22 Güzel bir gelecek için

©

28/01/2013 - 14:03 Fıkıhsız Toplum Fakihsiz Hareket

©

24/12/2012 - 11:13 İhtilaf Ahlakı

©

22/11/2012 - 14:17 Hicri hicranlar

©

25/09/2012 - 15:25 Mekke`de Mekke`yi aramak

©

27/08/2012 - 12:41 Haddini aşan zıddına döner

©

23/07/2012 - 11:30 Sıcak Sınav

©

28/06/2012 - 12:36 Denge ve düzen

©

04/06/2012 - 11:34 Allah’ın İhsanı, İnsan

©

25/04/2012 - 15:05 Dindarlığın modernizmle sınavı

©

26/03/2012 - 11:47 Modern Zamanlarda Aile Açmazı

©

02/01/2012 - 12:07 NASIL BİR GENÇLİK?

©

28/11/2011 - 13:08 Arzın ıslahı için...

©

03/10/2011 - 12:13 Evrensel Kardeşlik Buluşması; Hac

©

05/09/2011 - 14:37 Müsait zamanlar Müslümanlığı

©

03/08/2011 - 11:07 Güzele, En Güzele

©

04/07/2011 - 12:49 Tembelizm

©

03/06/2011 - 12:06 Yüce Ahlak

©

09/05/2011 - 12:01 Kaygan zeminde kaim kalmak

©

11/04/2011 - 15:05 Muttaki toplum

©

07/03/2011 - 13:17 Üçlü Reçete

©

14/02/2011 - 12:08 SERVET SINAVI

©

06/01/2011 - 11:51 Evlad-ı Rasul’ün Vedası…

©

02/12/2010 - 11:24 Evlilik mi, Evcilik mi?

©

14/10/2010 - 19:12 Tüketen ve Tükenen İnsan

©

27/07/2010 - 11:07 Aklı Selim

©

22/06/2010 - 12:18 Tevhidi Varoluş

©

18/05/2010 - 12:12 5 EM

©

16/04/2010 - 11:26 Nebevi Vasiyet

©

22/03/2010 - 16:29 Zamana Yenik Düşmemek

©

18/02/2010 - 12:20 İnsan ve İnfak

©

21/01/2010 - 11:17 Hesap dönümü

©

03/12/2009 - 11:30 İlla Namaz

©

19/10/2009 - 13:47 Özgün eğitim

©

24/09/2009 - 11:13 TEZKİYE GÜNLERİ

©

25/06/2009 - 09:43 Müslüman şahıs mıyız? Müslüman şahsiyet miyiz?

©

01/06/2009 - 15:02 Eti Senin, Kemiği Benim!

©

28/04/2009 - 16:09 Geciken Adalet

©

07/04/2009 - 14:15 Hakkıyla Kulluk

©

09/03/2009 - 16:35 Ödünç Özgürlükler

©

09/03/2009 - 15:18 Toplumsal İnşa Sorumluluğumuz!

©

10/11/2008 - 22:32 Yürüyen Ahlak

©

05/09/2008 - 13:42 EY DİRİ AY! DİRİLT BİZİ!
 
 

Site İçi Arama

  13.08.2020

23 Zilhicce 1441

Bir Ayet

Bismillahirrahmanirrahim

Eyüp de; hani o Rabbine çağrıda bulunmuştu: "Şüphesiz bu dert (ve hastalık) beni sarıverdi. Sen merhametlilerin en merhametli olanısın."




( Enbiyâ sûresi - 83)

Bir Hadis

Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a.)’tan dedi ki: Rasulullah (s.a.) şöyle buyurdu:

“Zünnun (lakaplı Hz. Yunus -a.s.-)’ın balığın karnında iken yaptığı:«Lâ ilâhe illâ ente, sübhâneke, innî küntü mine’z-zâlimîn» «Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni her türlü eksiklikten tenzih ederim. Şüphesiz ben zalimlerden oldum.» (Enbiya, 21/87) duasını herhangi bir müslüman kişi, herhangi bir şey hakkında yapacak olursa, mutlaka onun duası kabul olunur.”

Tirmizî, V, 529; Neseî, 416, Hâkim, Müstedrek, I, 505

Bir Dua

“Allah’ım! (Haktan) ayrılmaktan, iki yüzlülükten ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”


(Ebû Dâvûd, Vitir, 32)

Hikmetli Söz

Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

Anket

KURAN OKUYORMUSUNUZ ?

Seçenekler

Ayda bir Kur'an okuyorum

Onbeş günde bir Kur'an okuyorum

Haftada bir Kur'an okuyorum

Hergün düzenli Kur'an okuyorum

Kur'an okumuyorum

Sonuçları Göster

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com