Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler   |   Sesli Dersler    |   İlmi Yazilar    |   Yazarlar   |   Sorular ve Cevaplar   |   İletişim   |   Foto Galeriler   |   Ziyaretçi Defteri

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz Peygamberin Hayatı (s.a.v)

Sahabe Hayatı

İnsanı Tanımak (Radyo)

İnsanı Tanımak (Tv)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Özel Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Belgeseller

Aile Eğitim Seminerleri

Aile Eğitim Yazıları

Çocuk Eğitimi Yazıları

Kuran Araştırmaları

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Dünya İslama Koşuyor
Eğitimcilere ÖZEL
04- Gazze Duası
Avusturalyalı Gencin Müslüman Oluşu
Anne Babaya İtaat
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​)
Ahmet El-Acemi / Dua
Ölüm- 3
Ölüm- 2
Ölüm- 1
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)
İmanın Anlamı ve Aşamaları (İkitelli / M.Akif)

Esma'ül Hüsna

 

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 668
Toplam 10296208
En Fazla 16179
Ortalama 2267
Üye Sayısı 1055
Bugün Üye Olan 0
Online Ziyaretci
 

 
DEĞER AŞINMASININ ACI AKIBETİ; VEFASIZLIK…
31/10/2014 - 14:33
 
Ramazan Kayan
Çağın vebası, vefasızlıktır, desem abartı olur mu bilmem?
Modern zamanlarda hızla hayatımızdan çekilen, kıtlığını çektiğimiz kavramlardan biridir, vefa… Günümüzde artık sıkça rastladığımız ve sanki olağan bir şeymiş gibi görülen sendromun adıdır, vefasızlık… Bedene, toprağa, metaya, eşyaya, egoya tutsak olanların vefa diye bir derdi zaten olamaz… Kimse onlardan sadakat da beklemez… Arzularını aşamayanların değil kullara Allah’a karşı bile vefa duygusu, vazife bilinci kalır mı? Sanmıyorum…
 
Çağın vebası, vefasızlıktır, desem abartı olur mu bilmem?
 
Aldanmışlık, kandırılmışlık, terkedilmişlik, unutulmuşluk acısı birçok acıdan daha acıdır… Yanlış anlaşılmanın, gadre uğramanın, garezin hedefi olmanın her anında insan dost bildiklerinden bir vefa bekler… Krizler, kırılmalar, kahırlı günlerde en büyük beklenti bir dost sesi, bir vefa kırıntısı umar… Ama çoğu zaman kim kime? Dum duma?
 
Hoyratlık, hamlık, hazımsızlık, haksızlık ne hatır bırakıyor, ne de gönül… Nankörlükler nice erdemleri erittiği gibi vefayı da yok ediyor… Bencilleşen hayatlarda vefaya yer yok… Bireyselleşen toplumlarda “başkası” kimsenin umurun da değil…
 
Çıkarcılığın, fırsatçılığın, kurnazlığın, iş bitiriciliğin, uyanıklığın prim yaptığı bir çağda siz hangi vefadan bahsedebilirsiniz?
 
Müstağnileşenlerin dünyasında “vefa” feodal bir takıntı… Mağdurlar için “kadirşinaslık” sadece bir ütopik beklenti… Nostaljik kuruntu…
 
Pragmatizm ve popülizm üzerinden şekillenen ilişkiler dünyasında vefa vs. sadece bir varsayımdır… O kültürde karşılığı yoktur…
 
Hülasa vefa olmayınca hayatın hayrı ve huzuru kalmıyor… Ne şahsiyet, ne aile, ne cemaat, nede toplum iflah olmuyor…
 
Vefasızlık kardeşliği katletmektir… Dostlukları kundaklamaktır…
 
Evet, vefasızlık nankörlüktür… Kardeşini yok saymaktır, üstünü çizmektir…
 
Hâlbuki insan şaşabilir, hata işleyebilir, yoldan çıkabilir… İşte o an yanı başında şefkatli bir el, sıcak bir yürek bekler… Yaslanabileceği, tutunabileceği, soluklanabileceği bir melce arayışına girer… Gözlerinin içine baktığında ısı, ışık, ışıltı alabileceği umut beklentisindedir… Hayat zor… Tek başına ne yapabilirsin? Bazen bir selam, bir teselli, bir tavsiye, bir tebessüm dünyalara bedeldir… İnsan umuyor, merhametli bir dokunuş… İnsaflı bir temas… Bekliyor, kapının tıkırtısını… Telefonun sesini… Aslında her insan hatırlanmak ister… Unutulmak kahredicidir…
 
İşte vefa; hatırlamaktır, anılmaktır, aranmaktır…
 
Vefa, dosta destek vermektir… Dayanak olmaktır… Arkasında durmaktır… Birbirinden elini, eteğini çekmemektir… Görebilmektir, gözetebilmektir, göz-kulak olmaktır…
 
Vefa, sadakattir, sahiplenmektir, sorumluluk almaktır…
 
Vefa, kardeşliğin ikizidir…
 
İnsanlığın haysiyeti, hassasiyeti, hayatiyeti, hakikati vefada saklıdır…
 
İnsanın en asil damarı, en soylu hasleti vefakârlıktır… Vefa sadece “has”ların vasfıdır… Hatırlamamak “ham”ların huyudur… Kadir kıymet bilmezlerin irabda mahalli yoktur…
 
Unutmayalım ki; hatırlayan hatırlanır… Unutan unutulur…
 
Kötü günde, zor zamanda, her dem yanında beliriveren bir vefalı dost… Hem de yanımda olduğun sürece yanındayım diyen değil… Sen beni yalnız bıraksan da yanındayım…
 
Sadık dost, senin yanlışlarını gördüğünde sana sırtını dönen değil, sana fikir veren, ıslah eden, ikaz edendir… Hem de bunu yaparken asla üzerinde tahakküm etme hesapları yapmayan, başa kakmayan, minnet altında tutmayan kişidir…
 
Gerçekten vicdanı sukut edenlerin vefası olamaz…
 
Vurdumduymazlardan da vefa beklenemez…
 
Sadece kendisi için yaşayanlardan da vefa aramayın… Ötekisi için yaşama erdemini kuşananların vasfıdır, vefa…
 
Vefa yaşatmaktır… Dostluğa adanmışlığın diğer adıdır, vefa…
 
Ümit etmek değil, ümit olmaktır…
 
Ufuk kapatan değil, ufuk açmaktır…
 
Bekleyen değil, beklenen olmaktır…
 
Bakan değil, gösteren olmaktır…
 
Güden değil, gözeten olmaktır…
 
Önemli olan vefa ile ilgili şiirler, şarkılar, tanımlar, tezler, sözler sunmak değil, vefanın bizde vücut bulması ve bizim vefa ile varoluşumuzu sürdürebilmemizdir, esas olan..
 
Şer’i şerifin öğretisi budur… Sünnet-i seniyyenin sonucu budur…
 
Çünkü İslam’ın şiarı, Müslüman’ın şuurudur, vefa…
 
Bize şükran yakışır, küfran-ı nimetle bulunamayız… Üzerimizde emeği olan herkese borçluyuz.. “Bize bir harf öğretenin…” bizim kültürümüzde karşılığı “…kırk yıl köleliktir”.
 
Yine biz “bir fincan acı kahvenin…” hatırını hatırlayan bir gelenekten gelmekteyiz…
 
Bu “hatır” köprüden geçinceye kadar değil… Düze çıkıncaya kadar değil… Köşe oluncaya kadar değil…
 
Vefamız vefatımıza kadar… Hatta vefat edenlere de vefamız bitmez… Dirisine gösterdiğimiz vefa, ölüsü içinde geçerlidir…
 
Ahde vefa, kulluğun güvencesidir… Tüm çilelere, cefalara rağmen vefa… Vuslat için… Varmak için… Var olabilmek için vefa…
 
Aksi takdirde durum vahim; vefasızlık bizi vuruyor…
 
Toplumsal dokunun sağlığı için olmazsa olmaz, vefadır; yoksa işçi-işveren, karı-koca, ebeveyn-evlat, öğretmen-öğrenci, amir-memur, ast-üst, avam-havas, yöneten-yönetilen ayrışmasını nasıl önleyeceksiniz?
 
Anlıyoruz ki, vahdete varışın en önemli sac ayağı vefadır…
 
Velhasıl bilelim ki, verası olanın, vefası da olur…
 
Henüz vakit varken, elest bezminde Rabbimize olan ahd-ü misakımıza vefayı unutmayalım…

Bu Makale 3559 defa okunmuştur

 

Yazdır

YAZARIN DİĞER YAZILARI

©

30/03/2020 - 10:43 Ev ödevi

©

02/03/2020 - 11:06 Normalleştirilmiş anormallikler

©

27/01/2020 - 13:13 Vahiyle vücud bulmak

©

16/12/2019 - 10:40 Örtülü çıplaklık

©

14/10/2019 - 10:50 Toplumsal Enkazın Altında: “AİLE”

©

02/09/2019 - 10:19 Oyalanma odaklan!

©

10/06/2019 - 12:39 İnsan, en muhteşem muamma…

©

21/05/2019 - 11:03 Sade hayat

©

01/02/2019 - 14:09 Değişim İradesi

©

13/10/2018 - 14:29 Hayat paylaşmaktır

©

19/02/2018 - 12:35 Heva ile Heba Olmamak İçin

©

19/01/2018 - 18:49 Kaybolmamak için…

©

25/12/2017 - 14:04 Rüya mı, kabus mu?

©

20/11/2017 - 10:36 Heyecanımıza ne oldu?

©

25/10/2017 - 09:48 Ömür Boyu Davet

©

28/09/2017 - 14:33 Hicri hicranlar

©

07/07/2017 - 16:15 Onur Sınavı

©

29/05/2017 - 12:26 İnsanoğlu Zayıftır

©

03/05/2017 - 15:51 Nebevi Vasiyet

©

13/03/2017 - 11:10 Tevbesizliğe Tevbe

©

01/02/2017 - 11:48 Kâbe’nin Mesajı

©

03/01/2017 - 14:25 Nasıl kurtuluruz?

©

08/12/2016 - 09:14 Ertelenen Evlilikler

©

05/10/2016 - 10:20 Allah’la Dost Olmak...

©

25/06/2016 - 09:43 İSRAF TOPLUMU

©

08/04/2016 - 14:22 Gaye ve Gayret

©

20/02/2016 - 11:07 Şahit Olmak...

©

19/01/2016 - 16:38 HELAL YAŞAM

©

15/12/2015 - 13:44 ZAFER ZAAFI

©

18/11/2015 - 11:31 DÜNYA VE DURUŞ

©

13/10/2015 - 12:30 SORUMLULUK ALANIMIZ

©

10/03/2015 - 10:59 “Haydi gelsene…”

©

31/10/2014 - 14:33 DEĞER AŞINMASININ ACI AKIBETİ; VEFASIZLIK…

©

01/09/2014 - 15:25 YAŞAMIN EMARI

©

04/08/2014 - 13:52 Öncemiz ve sonramız bayram olsun.

©

04/07/2014 - 15:51 Açın Halinden Kim Anlar

©

09/06/2014 - 11:51 KENDiMiZ OLMAK KENDiMiZ KALMAK

©

05/05/2014 - 12:31 YENİDEN KARDEŞLİK

©

09/04/2014 - 14:14 İyilik Erleri

©

01/02/2014 - 13:44 Temiz Hayatlar

©

04/12/2013 - 13:38 Dindarlığın Modernizmle Sınavı

©

04/10/2013 - 14:16 Selim bir gelecek için

©

12/08/2013 - 10:40 Duayı Kuşanmak

©

19/06/2013 - 16:24 Uyum Krizi

©

20/05/2013 - 14:23 Yeniden Kardeşlik

©

18/04/2013 - 10:49 Geleceği İnşa Sorumluluğu

©

19/03/2013 - 14:35 Aktif ve Afif kadın

©

19/02/2013 - 11:22 Güzel bir gelecek için

©

28/01/2013 - 14:03 Fıkıhsız Toplum Fakihsiz Hareket

©

24/12/2012 - 11:13 İhtilaf Ahlakı

©

22/11/2012 - 14:17 Hicri hicranlar

©

25/09/2012 - 15:25 Mekke`de Mekke`yi aramak

©

27/08/2012 - 12:41 Haddini aşan zıddına döner

©

23/07/2012 - 11:30 Sıcak Sınav

©

28/06/2012 - 12:36 Denge ve düzen

©

04/06/2012 - 11:34 Allah’ın İhsanı, İnsan

©

25/04/2012 - 15:05 Dindarlığın modernizmle sınavı

©

26/03/2012 - 11:47 Modern Zamanlarda Aile Açmazı

©

02/01/2012 - 12:07 NASIL BİR GENÇLİK?

©

28/11/2011 - 13:08 Arzın ıslahı için...

©

03/10/2011 - 12:13 Evrensel Kardeşlik Buluşması; Hac

©

05/09/2011 - 14:37 Müsait zamanlar Müslümanlığı

©

03/08/2011 - 11:07 Güzele, En Güzele

©

04/07/2011 - 12:49 Tembelizm

©

03/06/2011 - 12:06 Yüce Ahlak

©

09/05/2011 - 12:01 Kaygan zeminde kaim kalmak

©

11/04/2011 - 15:05 Muttaki toplum

©

07/03/2011 - 13:17 Üçlü Reçete

©

14/02/2011 - 12:08 SERVET SINAVI

©

06/01/2011 - 11:51 Evlad-ı Rasul’ün Vedası…

©

02/12/2010 - 11:24 Evlilik mi, Evcilik mi?

©

14/10/2010 - 19:12 Tüketen ve Tükenen İnsan

©

27/07/2010 - 11:07 Aklı Selim

©

22/06/2010 - 12:18 Tevhidi Varoluş

©

18/05/2010 - 12:12 5 EM

©

16/04/2010 - 11:26 Nebevi Vasiyet

©

22/03/2010 - 16:29 Zamana Yenik Düşmemek

©

18/02/2010 - 12:20 İnsan ve İnfak

©

21/01/2010 - 11:17 Hesap dönümü

©

03/12/2009 - 11:30 İlla Namaz

©

19/10/2009 - 13:47 Özgün eğitim

©

24/09/2009 - 11:13 TEZKİYE GÜNLERİ

©

25/06/2009 - 09:43 Müslüman şahıs mıyız? Müslüman şahsiyet miyiz?

©

01/06/2009 - 15:02 Eti Senin, Kemiği Benim!

©

28/04/2009 - 16:09 Geciken Adalet

©

07/04/2009 - 14:15 Hakkıyla Kulluk

©

09/03/2009 - 16:35 Ödünç Özgürlükler

©

09/03/2009 - 15:18 Toplumsal İnşa Sorumluluğumuz!

©

10/11/2008 - 22:32 Yürüyen Ahlak

©

05/09/2008 - 13:42 EY DİRİ AY! DİRİLT BİZİ!
 
 

Site İçi Arama

  22.09.2020

4 Safer 1442

Bir Ayet

Bismillahirramanirrahim

Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (kendisi) baki kalacaktır.

( Rahman Suresi - 27)

Bir Hadis

Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

“Kim sabah olduğunda üç kere «Eûzü billâhissemîilalîmi mine’ş-şyetânirracîm» diyerek Haşr sûresinin sonundan üç âyet okursa, Allah o kimseye yetmiş bin melek vekil eder de o melekler akşama kadar o kimse için dua ve istiğfar ederler. Eğer o gün ölürse şehid olarak ölür. Akşam olunca okuyan kimse de sabaha kadar aynı durumdadır.”

Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’an 22; Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ân 22

Bir Dua

Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Allah’ım! Peygamberin Muhammed’in senden istediği hayırlı şeyleri biz de senden istiyoruz. Peygamberin Muhammed’in sana sığındığı kötü şeylerden biz de sana sığınıyoruz. Yardım sendendir ve varış sanadır. Güç ve kuvvet sadece senin yardımınladır.”

(Tirmizî, Deavât, 88)

Hikmetli Söz

Mademki dün gitti,
yarın da henüz elde
değil, hesabını şu
var olan nefes için
yapmaya çalış.


Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

Anket

KURAN OKUYORMUSUNUZ ?

Seçenekler

Ayda bir Kur'an okuyorum

Onbeş günde bir Kur'an okuyorum

Haftada bir Kur'an okuyorum

Hergün düzenli Kur'an okuyorum

Kur'an okumuyorum

Sonuçları Göster

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com