Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler   |   Sesli Dersler    |   İlmi Yazilar    |   Yazarlar   |   Sorular ve Cevaplar   |   İletişim   |   Foto Galeriler   |   Ziyaretçi Defteri

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz Peygamberin Hayatı (s.a.v)

Sahabe Hayatı

İnsanı Tanımak (Radyo)

İnsanı Tanımak (Tv)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Özel Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Belgeseller

Aile Eğitim Seminerleri

Aile Eğitim Yazıları

Çocuk Eğitimi Yazıları

Kuran Araştırmaları

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Dünya İslama Koşuyor
Eğitimcilere ÖZEL
04- Gazze Duası
Avusturalyalı Gencin Müslüman Oluşu
Anne Babaya İtaat
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​)
Ahmet El-Acemi / Dua
Ölüm- 3
Ölüm- 2
Ölüm- 1
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)
İmanın Anlamı ve Aşamaları (İkitelli / M.Akif)

Esma'ül Hüsna

 

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 161
Toplam 8860706
En Fazla 16179
Ortalama 2096
Üye Sayısı 1047
Bugün Üye Olan 0
Online Ziyaretci

Anket

KURAN OKUYORMUSUNUZ ?

Seçenekler

Ayda bir Kur'an okuyorum

Onbeş günde bir Kur'an okuyorum

Haftada bir Kur'an okuyorum

Hergün düzenli Kur'an okuyorum

Kur'an okumuyorum

Sonuçları Göster

 
 

 
Tevhidi Varoluş
22/06/2010 - 12:18
 
Ramazan Kayan
Tevhid, Allah’ı birlemektir

Allah’ın belirlediği yerde durmaktır

Tüm cahili, tağuti, şeytani bağlardan, bağımlılıklardan, bağlantılardan özgürleşip Allah ile birlikte olmaktır… Ne beşeri güçlerin boyunduruğu altında kullara kulluğu kabullenmek, ne de kendi başına buyruk hareket etme yolunu seçmek Sadece Allah’a bağımlı kalmak ve O’nunla barışık olmaktır
Tevhid Allah’ı öncelemek ve önemsemektir

Sahte ilahların manyetik alanına girmeden, putların kapsam alanında gezinmeden, tağutların çekim gücü karşısında savrulmadan, şeytani odakların tehdit ve baskıları karşısında yol ve yön değişimine gitmeden âlemlerin Rabbinin işaret ettiği çizgide sebat etmektir…

Tevhid, yaşamın anlam ve amacıdır… Tevhidden kopuş anlamsızlığın ve hiçliğin girdabında helake düşmektir.

Tevhidle tashih edilmeyen hayatlar merduttur…

Tevhid, “Allah’ı birlemektir” dedik, fakat bu sadece “Allah’tan başka ilah yoktur.” sözünden ibaret değildir. Zira tevhidin hayata yansıyan, insanı kuşatan açılımı, kapsamı, müdahalesi söz konusudur. Allah’tan başka ilah kabul etmeyen insan, büyük bir inanç sistemini, imana dayalı yaşam modelini kabul ettiğini ilan, ikrar ve tasdik ediyor. Buna dair bir sözleşmeyi imzalamış oluyor…

Tevhid bilincinin kökleri, ruhlar âleminde gerçekleşen ahd-ü misaka dayanıyor.

Tevhid bir bütündür. Tecezzi kabul etmez. Bu bütünlük içinde kabul edilmedikçe iman gerçekleşmez…

Gönderilen tüm peygamberlerin ortak inancı, ortak söylemi, ortak eylemi tevhid idi… Ancak çoğunlukla sorun, Allah’ı kabul ya da red meselesi değil, Allah’ı gereği gibi idrak ve iman konusu idi…

İnsanlık tarihi boyunca insanlığın en ciddi sapkınlık ve şaşkınlık alanı şirk konusu olmuştur. Allah’a inananlar bile çoğu zaman “Nasıl bir Allah?” tasavvurunda netleşmediler… Allah inancını doğru okumadılar. Kabul ettikleri Allah’ın gücü, alanı, yetkisi sıfatları nedir, bilemediler, ya da bilmek istemediler… Veyahut işlerine gelmedi… Zamanla Allah ile aralarına mesafe koydular… Kendileri Allah’a alan belirlemeye kalkıştılar… Kimi zaman “vicdan”lara ittiler… Gün oldu “mabet”lerle sınırladılar… Çoğunlukla “kozmik” âleme sürdüler…

Kültürel bir “kabul”e indirgediler… Zaman zaman felsefik tartışmaların “gündemi” olarak kullandılar…

Merkeze kendilerini aldılar, Allah’ı çevrede tuttular… Bunu da O’nu yüceltmek adına yaptılar… Böylelikle sürekli Allah’ın yetkilerini gasp ederek kendilerine yeni alanlar açtılar… Bunları yaparken kendilerince temellendirmeyi de unutmadılar… Bazen “rasyonellik” adına, kimi zaman “bilimsellik” söylemi ile, çoğu zaman “atalar yolu” iddiası ile, zaman zaman “insanlığın ortak tecrübesi” olarak, yer yer “geleneğe” yaslanarak pazarlama yoluna gittiler…

Allah’ın iradesi ve hükümleri dışında kalan yaşam tarzları, ahlak ölçüleri, hukuk normları, siyasi ilkeleri belirlemek, benimsemek ve bağlanmak Allah’tan başkasına teveccüh, tevessül ve tenezzül etmektir… Yani şirk ile iştigal etmektir…

İlke, esas, değer, doğru, gerçek tevhide istinad ediyorsa anlamlıdır ve geçerlidir… Ahlakın, adaletin, hukukun, özgürlüğün, insan haklarının, sivil insiyatifin, siyasi erkin menşei, mebdei, menbaı tevhidse sahihtir… O zaman sahiplenebiliriz… Çünkü tevhid kullara, kurumlara, kurullara, kanunlara, kamuoyuna kulluğu sonlandırıyor. Vahid’ül-Kahhar olan Allah’a çağrıyor… Adetler, alışkanlıklar, arzular, algılar, tutkular, gelenekler… Tevhidle her şey yeniden olması gereken zemine çekiliyor… Tapınma, tavır, tutum, talep, tercih, tepki, tevhid eksenli bir tashihe tabi tutuluyor…

Tüm hesaplamalarda Allah’ı hesaba katma mecburiyeti var… Hiçbir işte “Allah’ı bu işe karıştırma” deme hakkı verilmiyor…

Çünkü Vekil O… Kefil O… Veli O… Rabb O…

İşte kurulu düzenleri, hakim kültürleri, egemen otoriteleri, şer odakları sorgulayan, sarsan tevhid inancıdır…

Tarih boyunca müşrikleri çıldırtan, istikbarı kudurtan tevhidin sırrı neydi? Kulun Allah’a dayanması ve O’nun istediği doğrultu da davranmasıdır…

Dik duruşun menbaı tevhiddir… Varoluşun mayası tevhiddir…

Tevhid hayatın tamamını Allah’a tahsis etmektir… Allah’tan başkasının tasarrufuna, tahakkümüne izin vermemektir… “Allah’tan ayrı hiçbir anım, hiçbir alanım, hiçbir amacım olamaz” demektir…

Allah’ın yanına yedek ilahlar, ek mabutlar, ilave rabler, yarı insan – yarı tanrı aracılar verilmesine müsaade etmemektir… Çünkü O’nun varlığı hiç kimseye bağımlı, ilintili ve izinli değildir…

Rızkın, ecelin, şifanın, faydanın, zararın Fail-i Mutlak’ı kuşkusuz Allah’tır… Yaratan da O, yöneten de O…

Yapay, sanal tanrılar, tanrıçalar, monarklar, totemler, tabular, anıtlar, sunaklar, heykeller, temsiller, sanemler hepsi sonradan uydurulmuş, hiç bir geçerliliği olmayan isimlerdir… Ancak görünen putlar birer formdur, sadece zarftır. Onların içindeki, gerisindeki mazrufa, maksada bakmak lazım… Onların arkasına gizlenen güçleri fark etmek gerekir..

Azerler, Samiriler, Firavunlar bu gün de sahnede… Çağdaş buzağılar piyasayı tutmuş durumda… Dünya adeta bir put galerisi, şirk arenası… Sanat, siyaset ve spor dünyasında sahte ilah ve ilahelerden geçilmiyor…

Rableştirilen “ruhani”ler, ilahlaştırılan “siyasi”ler, kutsanan “aydın”lar uluhiyetin paylaşımında aktif rol alıyorlar… Aziz, ermiş, veli, mürşid, şeyh, lider tevhidi bilinçle doğru konumlandırılmadığı zaman insanların ayağı kayıyor, akide zedeleniyor…

Menkibevi, ananevi, milli, tarihi, beşeri algılar tevhidi bilincin önüne geçiyor…

Statükocu, sağcı, vatancı, ulusçu, toprakçı, ırkçı inanışlar tevhidi bilincin sosyalleşmesinin önünde en ciddi engeller olarak duruyor…

Cahili kimlikler, renkler ve kirlilikler bulanık ve eklektik bir anlayışı sürekli besliyor… İslam; dünya görüşü olmayan, vicdanlara hasredilen, bazı ibadet ritüelleri ile yetinen ya da bunlarla sınırlanan bir zemine çekilmek isteniyor… Böylece İslam’ı ulusal kimliğin tamamlayıcısı veya meşrulaştırıcısı bir alt unsura indirgemek hesabındalar…

Beşeri sistemlerin kontrol dışı bir İslam’a tahammülleri yok, zaten onlardan bu beklenemez de… Onların amacı; kayıt altına alınan, sınırlanan, budanan ve zamanla sıfırlanan bir İslam’dır…

İslam’ın disiplinine tabi olması gereken beşer, gücü arkasına aldıktan sonra İslam’ı terbiye etmeye kalkıştı…

Allah’ın iradesi ve emri çerçevesinde yaşaması gereken insan, canının istediği gibi yaşamakta itikadi bir beis görmez oldu…

İşte Liberalizmin insanı çektiği kaygan zemin ve Modernizmin ortaya çıkardığı kaypak insan budur…
Bu şartlarda şu gerçeği görmek durumundayız; İslam ümmetinin kollektif irade olarak tevhid bilincini ve hakikatin şahitliğini gereği gibi taşıyamadığını söyleyebiliriz… Bir bilinç kırılması ve yön yitimi yaşanıyor. Sömürülmeye hazır bir ruh halinden kurtulamadığı için tevhidi duruşunu sunmakta ve sürdürmekte zorlanıyor…

Örtülü bir “sekülerleşme” tevhidi temelleri aşındırıyor… Gizli bir “liberalleşme” tevhid mücadelesini sulandırıyor… Modern, müreffeh ve müsrif bir hayatın cazibesi insanımızın başını döndürüyor…

Belki de öncelikle, derinlerdeki bu zemin kaybına çözüm bulmak gerekiyor…

Çözüm mü?

Vahiyle zihnin yeniden inşası…

Vahyin şahitliğini cesaretle üstlenmek…

Tevhidi ilkeleri sosyalleştirmek…

Vahyi, eksene alan bir yapılanma ve mücadele…

Bu süreç bizi muvahhid, muttaki, mücahid bir toplumun inşasına taşıyacaktır…

Üst kimlik, tevhid bilinci olunca bu sorumluluğun altından kalkabiliriz…

Evet, tevhidi bilinçlenme, toplumsal sorumluluk demektir…

Tevhidi bilinçlenme sürecinde temel parametrelerimiz ise şunlardır :

Siyasette hüküm Allah’ındır… Allah’ın karıştırılmadığı bir siyaset zulümdür ve o siyaset ahlak dışıdır…

“Hüküm ancak Allah’ındır.” (Yusuf – 40)

Ekonomide mülk Allah’ındır… Allah’ın karıştırılmadığı ekonomi batıldır ve ahlak dışıdır…

“De ki : Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü alırsın…” (Al-i İmran – 26)

Kültürde söz Allah’ındır… Allah’ın karıştırılmadığı kültür ve uygarlık münker ve şerden başka bir şey değildir…

“Allah’ın kelimesi (sözü) ise en üstün olandır.” (Tevbe – 40)

Sözün, özü ve özeti tevhiddir…

Tevhid, Allah’ı birlemektir…

Vahdet ise Allah’ı birleyenlerin birlikte yürümeleridir…


Bu Makale 3852 defa okunmuştur

 

Yazdır

YAZARIN DİĞER YAZILARI

©

14/10/2019 - 10:50 Toplumsal Enkazın Altında: “AİLE”

©

02/09/2019 - 10:19 Oyalanma odaklan!

©

10/06/2019 - 12:39 İnsan, en muhteşem muamma…

©

21/05/2019 - 11:03 Sade hayat

©

01/02/2019 - 14:09 Değişim İradesi

©

13/10/2018 - 14:29 Hayat paylaşmaktır

©

19/02/2018 - 12:35 Heva ile Heba Olmamak İçin

©

19/01/2018 - 18:49 Kaybolmamak için…

©

25/12/2017 - 14:04 Rüya mı, kabus mu?

©

20/11/2017 - 10:36 Heyecanımıza ne oldu?

©

25/10/2017 - 09:48 Ömür Boyu Davet

©

28/09/2017 - 14:33 Hicri hicranlar

©

07/07/2017 - 16:15 Onur Sınavı

©

29/05/2017 - 12:26 İnsanoğlu Zayıftır

©

03/05/2017 - 15:51 Nebevi Vasiyet

©

13/03/2017 - 11:10 Tevbesizliğe Tevbe

©

01/02/2017 - 11:48 Kâbe’nin Mesajı

©

03/01/2017 - 14:25 Nasıl kurtuluruz?

©

08/12/2016 - 09:14 Ertelenen Evlilikler

©

05/10/2016 - 10:20 Allah’la Dost Olmak...

©

25/06/2016 - 09:43 İSRAF TOPLUMU

©

08/04/2016 - 14:22 Gaye ve Gayret

©

20/02/2016 - 11:07 Şahit Olmak...

©

19/01/2016 - 16:38 HELAL YAŞAM

©

15/12/2015 - 13:44 ZAFER ZAAFI

©

18/11/2015 - 11:31 DÜNYA VE DURUŞ

©

13/10/2015 - 12:30 SORUMLULUK ALANIMIZ

©

10/03/2015 - 10:59 “Haydi gelsene…”

©

31/10/2014 - 14:33 DEĞER AŞINMASININ ACI AKIBETİ; VEFASIZLIK…

©

01/09/2014 - 15:25 YAŞAMIN EMARI

©

04/08/2014 - 13:52 Öncemiz ve sonramız bayram olsun.

©

04/07/2014 - 15:51 Açın Halinden Kim Anlar

©

09/06/2014 - 11:51 KENDiMiZ OLMAK KENDiMiZ KALMAK

©

05/05/2014 - 12:31 YENİDEN KARDEŞLİK

©

09/04/2014 - 14:14 İyilik Erleri

©

01/02/2014 - 13:44 Temiz Hayatlar

©

04/12/2013 - 13:38 Dindarlığın Modernizmle Sınavı

©

04/10/2013 - 14:16 Selim bir gelecek için

©

12/08/2013 - 10:40 Duayı Kuşanmak

©

19/06/2013 - 16:24 Uyum Krizi

©

20/05/2013 - 14:23 Yeniden Kardeşlik

©

18/04/2013 - 10:49 Geleceği İnşa Sorumluluğu

©

19/03/2013 - 14:35 Aktif ve Afif kadın

©

19/02/2013 - 11:22 Güzel bir gelecek için

©

28/01/2013 - 14:03 Fıkıhsız Toplum Fakihsiz Hareket

©

24/12/2012 - 11:13 İhtilaf Ahlakı

©

22/11/2012 - 14:17 Hicri hicranlar

©

25/09/2012 - 15:25 Mekke`de Mekke`yi aramak

©

27/08/2012 - 12:41 Haddini aşan zıddına döner

©

23/07/2012 - 11:30 Sıcak Sınav

©

28/06/2012 - 12:36 Denge ve düzen

©

04/06/2012 - 11:34 Allah’ın İhsanı, İnsan

©

25/04/2012 - 15:05 Dindarlığın modernizmle sınavı

©

26/03/2012 - 11:47 Modern Zamanlarda Aile Açmazı

©

02/01/2012 - 12:07 NASIL BİR GENÇLİK?

©

28/11/2011 - 13:08 Arzın ıslahı için...

©

03/10/2011 - 12:13 Evrensel Kardeşlik Buluşması; Hac

©

05/09/2011 - 14:37 Müsait zamanlar Müslümanlığı

©

03/08/2011 - 11:07 Güzele, En Güzele

©

04/07/2011 - 12:49 Tembelizm

©

03/06/2011 - 12:06 Yüce Ahlak

©

09/05/2011 - 12:01 Kaygan zeminde kaim kalmak

©

11/04/2011 - 15:05 Muttaki toplum

©

07/03/2011 - 13:17 Üçlü Reçete

©

14/02/2011 - 12:08 SERVET SINAVI

©

06/01/2011 - 11:51 Evlad-ı Rasul’ün Vedası…

©

02/12/2010 - 11:24 Evlilik mi, Evcilik mi?

©

14/10/2010 - 19:12 Tüketen ve Tükenen İnsan

©

27/07/2010 - 11:07 Aklı Selim

©

22/06/2010 - 12:18 Tevhidi Varoluş

©

18/05/2010 - 12:12 5 EM

©

16/04/2010 - 11:26 Nebevi Vasiyet

©

22/03/2010 - 16:29 Zamana Yenik Düşmemek

©

18/02/2010 - 12:20 İnsan ve İnfak

©

21/01/2010 - 11:17 Hesap dönümü

©

03/12/2009 - 11:30 İlla Namaz

©

19/10/2009 - 13:47 Özgün eğitim

©

24/09/2009 - 11:13 TEZKİYE GÜNLERİ

©

25/06/2009 - 09:43 Müslüman şahıs mıyız? Müslüman şahsiyet miyiz?

©

01/06/2009 - 15:02 Eti Senin, Kemiği Benim!

©

28/04/2009 - 16:09 Geciken Adalet

©

07/04/2009 - 14:15 Hakkıyla Kulluk

©

09/03/2009 - 16:35 Ödünç Özgürlükler

©

09/03/2009 - 15:18 Toplumsal İnşa Sorumluluğumuz!

©

10/11/2008 - 22:32 Yürüyen Ahlak

©

05/09/2008 - 13:42 EY DİRİ AY! DİRİLT BİZİ!
 
 

Site İçi Arama

  13.11.2019

15 Rebîü'l-Evvel 1441

Bir Ayet

Bismillahirrahmanirrahim

Her toplumun yöneldiği bir yönü (kıblesi) vardır. Öyleyse (siz) hayırlarda yarışınız.
Nerede olursanız olun, Allah sizleri biraraya getirecektir. Şüphesiz ki Allah, herşeye kâdirdir.


( Bakara sûresi - 148)

Bir Hadis

Ebü’l-Abbâs Sehl İbni Sa’d es-Sâidî (ra)’in söylediğine göre,
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve:
–Yâ Resûlallah! Bana, yaptığım zaman hem Allah’ın hem de insanların beni seveceği bir iş söyle, dedi.
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem:
– “Dünya ve dünyalıklardan yüz çevir, Allah seni sevsin; halkın elinde olandan yüz çevir, insanlar seni sevsin” buyurdu.


İbni Mâce, Zühd 1

Bir Dua

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Allah’ım! Hatalarımı, bilerek, cahillikle ve dalgınlıkla yaptığım kusurlarımı bağışla. Bunların hepsi bende mevcuttur.”


(Buhârî, Deavât, 60)

Hikmetli Söz

Alan Sensin veren Sensin kılan Sensin / Ne verdinse odur dahi nemiz var / Hakikat üzre anlayıp bilen Sen / Ne verdinse odur dahi nemiz var.


Yazarlar

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com