Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler   |   Sesli Dersler    |   İlmi Yazilar    |   Yazarlar   |   Sorular ve Cevaplar   |   İletişim   |   Foto Galeriler   |   Ziyaretçi Defteri

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz Peygamberin Hayatı (s.a.v)

Sahabe Hayatı

İnsanı Tanımak (Radyo)

İnsanı Tanımak (Tv)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Özel Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Belgeseller

Aile Eğitim Seminerleri

Aile Eğitim Yazıları

Çocuk Eğitimi Yazıları

Kuran Araştırmaları

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Dünya İslama Koşuyor
Eğitimcilere ÖZEL
04- Gazze Duası
Avusturalyalı Gencin Müslüman Oluşu
Anne Babaya İtaat
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​)
Ahmet El-Acemi / Dua
Ölüm- 3
Ölüm- 2
Ölüm- 1
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)
İmanın Anlamı ve Aşamaları (İkitelli / M.Akif)

Esma'ül Hüsna

 

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 228
Toplam 8860773
En Fazla 16179
Ortalama 2096
Üye Sayısı 1047
Bugün Üye Olan 0
Online Ziyaretci

Anket

KURAN OKUYORMUSUNUZ ?

Seçenekler

Ayda bir Kur'an okuyorum

Onbeş günde bir Kur'an okuyorum

Haftada bir Kur'an okuyorum

Hergün düzenli Kur'an okuyorum

Kur'an okumuyorum

Sonuçları Göster

 
 

 
Dindarlığın modernizmle sınavı
25/04/2012 - 15:05
 
Ramazan Kayan
Son yıllarda zihnimi meşgul eden sorulardan biri de şudur: Toplumsal ve kamusal alanda dini görünürlülüklerin artıyor olması, Müslümanlaşma kalitesinin göstergesi olarak kabul edilebilir mi? Zahiri yansımalar bu yönde umut verse de maalesef arka plana baktığımızda gerçekler bu umudumuzu pek de onaylamıyor…

Müslümanların yaşamakta olduğu devinim, düşünsel dönüşüm dur-durak bilmiyor… Dindarlığın görünür boyutu ile yetinenler nedense dünyevileşme ile dumura uğrayan değerlerin farkında olmuyorlar… İbadi ritüeller, dini figürlerle teselli bulan kitleler, profan bir algıya, pagan bir etkiye kurban gittiklerini bilmiyorlar…

İçi boşaltılan bir dindarlık kimin işine yarar, sorgulanmıyor... Sathilikler, sahtelikler sahiciliğin üstünü nasıl örtüyor, bu da bilinmiyor…

İslami kimliğimizin flulaşması, dini şiarlarımızın aksesuarlaşması, Müslümanlığımızın muhtevasızlaşması neyin göstergesi? Bu durum, modernleşme salvolarına karşı insanımızın ne kadar savunmasız kaldığının ifadesidir…

Daha da ötesi, dindarlar dünyevileşmekle kalmıyor, dini de dünyevileştiriyorlar… Seküler bir zihinle İslam’ı okuyor, vahyi ona göre yorumluyorlar… İslam’ı olduğu gibi kabul etmesi gerekenler, istiyorlar ki İslam, bulundukları hal üzere kendilerini kabul etsin… Şartları belirleyen bir İslam yerine, şartların belirlediği bir İslam öne çıkıyor…

Allah’ın boyası ile boyanması gerekenler, yaşamlarında siyasete liberal bir boya, sosyal hayata seküler bir boya, kültüre popüler bir boya, düşünceye rasyonel bir boya çalabiliyorlar…

Renksizleşen ya da renkten renge giren silikler, İslam’ı ne temsil ne de tebliğ edebilirler…

Kimilerine göre bu durum, dinin elden gitmesidir… Hayır! Din elden gitmez, yozlaşır… Dini yaşamın içi boşaltılır… Aslını seçemez olursun… Dinin mana ve muhteviyatı zayıfladıkça din adına mitos ve menkıbeler dinleşmeye ve bu da dinde yozlaşmaya neden olur.

 

Evet, İslam’ın ruhu ile oynarsanız ne olur?

Akide felsefileşir…

İbadet adetleşir…

Din ideolojileşir…

İslam Protestanlaşır…

Sonra, hayatı tümden İslam’a bağlamak yerine, İslam’a hayatımızda bir parça yer açmakla yetinir oluruz…

İşte liberal düşünce ve davranışların Müslümanları sürüklediği uçurum… İslam’lardan İslam beğen…

Sloganlaşan İslam… Kültürleşen İslam… Sıradanlaşan İslam… Adetleşen İslam…

Bir de bakıyorsunuz ki her çılgınlığın dini versiyonu hemen vizyona giriyor… Tesettür defileleri, güzellik merkezleri, zayıflama kürleri, marka, moda, model savaşlarının Müslümancası…  Bankacılığın İslamcası… Nasıl da beceriyoruz? Ne de yakışıyor?

“Ehli dünya”dan tek farkımız, ehlileşmiş Müslümanlığımız… Muhalif damarı kurumuş, direniş ruhu çökmüş, mücadele azmi kırılmış yığınlar… Ruhen fakirleşiyoruz… Zihnen donuklaşıyoruz… Kalben uzaklaşıyoruz… Bir umursamazlık, bir umutsuzluk, bir uyuşukluk… N’oluyoruz? Duruş duruş değil… Durum durum değil… Doğrusu iç dünyamızdaki alaborayı durduramadık… Bu bir eksen kayması mıdır, kimlik krizi midir, kıyamet alameti midir? Bilemiyorum...

Olgu dinleştikçe İlahi sınırlar zorlanıyor, ilkelerle oynanıyor, değerler sulanıyor…

Münkere alışık, şerle tanışık, şeytanla barışık bir profil ortaya çıkıyor… Ve Mevlana haklı çıktı: “İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.”

Çağdaş Mürciye, modern İbahiye ciddi anlamda taban buldu…

Kalkış noktası ise: “Müslümanlar her şeyin iyisine layıktır” mantalitesi… Malum işleri “ama”larla, “ancak”larla geçiştirme becerileri… Tabii ki tüm bunlar birden bire olmuyor; alıştıra alıştıra… Modernizm içselleştirildikçe dini yaşamın içi boşalıyor… İliklerimize kadar modernizm soluyoruz.

İşte modern kent dindarlığının kırılgan hali… “N’olacak bu Müslümanların hali?” diyemiyorsun… Bu acı ve çarpık tablo, “dışı seni, içi beni yakar”ın ifadesi…

Çürüyen ve çöken birey… Çözülen aile… Parçalanan cemaat… Çözümden ne kadar uzaklaştığımızın göstergesi…

Vakaya boyun eğip vahye veda edince işte işin varacağı varta budur…

Kuru dincilikle, kof dindarlıkla kendinizi koruyamaz, geleceği kuramazsınız…

Dindar dünyacıların son durumu; bilgi ile ukalalaşan, başarı ile büyülenen, servet ile şımaran, güç ile büyüklenen, konfor ile küflenen, kariyer ile körlenen bir kötü gidiş…

Alabildiğine ılımlılaşan bir İslam’ın Allah ile ne ilgisi olabilir ki?

Hz. Ali (ra) boşuna seslenmiyor: “And olsun ki sizde, sizi bir araya getirecek bir din, sizi (gaye için) bileyecek bir duygu yoktur”.

Evet, dindar ama dini dar… Dindarlardaki dini daralma ya da savrulma hayra alamet değil…

Şimdi tüm bunlara “ahir zaman alametidir, kıyamet yaklaşmıştır, dolayısıyla normaldir” dememiz mi lazım?

Sormak gerekmiyor mu: “Din bir etiket midir? Yoksa rozet midir?”

Aidiyetler gidince geriye sadece şekil ve suret kalıyor… Bu sarmalda şiar ve şuura yer yoktur… Şikeli, hileli, şaibeli yaşamların önü sonuna kadar açıktır… Bu badiyede kirliliklerin nasıl kanıksandığını, kutsalların nasıl kundaklandığını görmek basiret ehli için zor olmasa gerek…

Keyfiyetsizlik ve kifayetsizlik nasıl da kabul görüyor… Artık rağbette olan, revaç bulan dindarlık değil, dini görünürlülük… Bunlarla da kalmıyor; dinde laubalilik, dinde aşırılık, dinde şekilcilik, dinde dünyacılık, dinde bireycilik dolu-dizgin devam ediyor…

Daha da beteri herkesin kendi yorumunu dinleştirmesi… Elbette, kendi yorumlarını mutlaklaştıranlar hakikate ulaşamazlar…

Edepsiz âlimler, tefekkürsüz abidler, idealsiz arifler, amelsiz aydınlar, aksiyonsuz akademisyenler, aşkınsız ve aşksız abiler güven vermiyor, gelecek vaat etmiyor…

Bireysel dindarlıkla da bir yere varılmıyor… Çünkü iddiası yok!

Devrimci öz, direnişçi ruh, dönüştürücü damar kalmayınca geriye muhafazakârlaşmak kalıyor…

Muhafazakâr kimlikle gelen İslami söylem ve eylemler ise kimseye heyecan vermiyor, harekete geçirmiyor…

Ekonomik gücü büyüyen nice insanın, insanlık kalite ve kalibresinin nasıl küçüldüğüne tanıklık etmekteyiz…

Peki, bu yozlaşma ve yabancılaşma süreci ne zaman başladı?

İnsanımız şu üç şeyle tanışmaya başladıktan sonra: İktidar… Para… Karşı cins… Bu üçgeninin baştan çıkarıcı çekim gücüne dayanamadılar, direnemediler… Bizim dindarlar bizi tanımaz oldular… Demek ki politize olmanın, popüler olmanın, paralı olmanın dayanılmaz hafifliğinden kolay kolay kimse kurtulamıyor…

Evet, cihadsız yaşamların ceremesi ağır oluyor…

Müslüman gibi davranma yetmiyor, Müslüman olmak gerekiyor…

Modern zamanlarda dindarın duruşunu ve direnişini güçlendirmek ertelenemez bir görevdir… Peki, bu ne kadar mümkün? Pekâlâ mümkün…

Yeter ki vahyin sönmez ışığını, şaşmaz sözünü, tükenmez soluğunu bugüne taşıyabilelim…

İyi olmakla yetinmeyip, iyiliğin egemenliği için savaşım verebilelim…

Kötülükten korunmakla kalmayıp, beşeriyeti şer ve münkerden koruyabilelim…

Dindarlığı diri ve duru tutan dinamik ve damarları canlı tutabilelim…

Ve iddiamızdan vazgeçmeyelim…

Çünkü imanı olanın iddiası olur!


Bu Makale 2499 defa okunmuştur

 

Yazdır

YAZARIN DİĞER YAZILARI

©

14/10/2019 - 10:50 Toplumsal Enkazın Altında: “AİLE”

©

02/09/2019 - 10:19 Oyalanma odaklan!

©

10/06/2019 - 12:39 İnsan, en muhteşem muamma…

©

21/05/2019 - 11:03 Sade hayat

©

01/02/2019 - 14:09 Değişim İradesi

©

13/10/2018 - 14:29 Hayat paylaşmaktır

©

19/02/2018 - 12:35 Heva ile Heba Olmamak İçin

©

19/01/2018 - 18:49 Kaybolmamak için…

©

25/12/2017 - 14:04 Rüya mı, kabus mu?

©

20/11/2017 - 10:36 Heyecanımıza ne oldu?

©

25/10/2017 - 09:48 Ömür Boyu Davet

©

28/09/2017 - 14:33 Hicri hicranlar

©

07/07/2017 - 16:15 Onur Sınavı

©

29/05/2017 - 12:26 İnsanoğlu Zayıftır

©

03/05/2017 - 15:51 Nebevi Vasiyet

©

13/03/2017 - 11:10 Tevbesizliğe Tevbe

©

01/02/2017 - 11:48 Kâbe’nin Mesajı

©

03/01/2017 - 14:25 Nasıl kurtuluruz?

©

08/12/2016 - 09:14 Ertelenen Evlilikler

©

05/10/2016 - 10:20 Allah’la Dost Olmak...

©

25/06/2016 - 09:43 İSRAF TOPLUMU

©

08/04/2016 - 14:22 Gaye ve Gayret

©

20/02/2016 - 11:07 Şahit Olmak...

©

19/01/2016 - 16:38 HELAL YAŞAM

©

15/12/2015 - 13:44 ZAFER ZAAFI

©

18/11/2015 - 11:31 DÜNYA VE DURUŞ

©

13/10/2015 - 12:30 SORUMLULUK ALANIMIZ

©

10/03/2015 - 10:59 “Haydi gelsene…”

©

31/10/2014 - 14:33 DEĞER AŞINMASININ ACI AKIBETİ; VEFASIZLIK…

©

01/09/2014 - 15:25 YAŞAMIN EMARI

©

04/08/2014 - 13:52 Öncemiz ve sonramız bayram olsun.

©

04/07/2014 - 15:51 Açın Halinden Kim Anlar

©

09/06/2014 - 11:51 KENDiMiZ OLMAK KENDiMiZ KALMAK

©

05/05/2014 - 12:31 YENİDEN KARDEŞLİK

©

09/04/2014 - 14:14 İyilik Erleri

©

01/02/2014 - 13:44 Temiz Hayatlar

©

04/12/2013 - 13:38 Dindarlığın Modernizmle Sınavı

©

04/10/2013 - 14:16 Selim bir gelecek için

©

12/08/2013 - 10:40 Duayı Kuşanmak

©

19/06/2013 - 16:24 Uyum Krizi

©

20/05/2013 - 14:23 Yeniden Kardeşlik

©

18/04/2013 - 10:49 Geleceği İnşa Sorumluluğu

©

19/03/2013 - 14:35 Aktif ve Afif kadın

©

19/02/2013 - 11:22 Güzel bir gelecek için

©

28/01/2013 - 14:03 Fıkıhsız Toplum Fakihsiz Hareket

©

24/12/2012 - 11:13 İhtilaf Ahlakı

©

22/11/2012 - 14:17 Hicri hicranlar

©

25/09/2012 - 15:25 Mekke`de Mekke`yi aramak

©

27/08/2012 - 12:41 Haddini aşan zıddına döner

©

23/07/2012 - 11:30 Sıcak Sınav

©

28/06/2012 - 12:36 Denge ve düzen

©

04/06/2012 - 11:34 Allah’ın İhsanı, İnsan

©

25/04/2012 - 15:05 Dindarlığın modernizmle sınavı

©

26/03/2012 - 11:47 Modern Zamanlarda Aile Açmazı

©

02/01/2012 - 12:07 NASIL BİR GENÇLİK?

©

28/11/2011 - 13:08 Arzın ıslahı için...

©

03/10/2011 - 12:13 Evrensel Kardeşlik Buluşması; Hac

©

05/09/2011 - 14:37 Müsait zamanlar Müslümanlığı

©

03/08/2011 - 11:07 Güzele, En Güzele

©

04/07/2011 - 12:49 Tembelizm

©

03/06/2011 - 12:06 Yüce Ahlak

©

09/05/2011 - 12:01 Kaygan zeminde kaim kalmak

©

11/04/2011 - 15:05 Muttaki toplum

©

07/03/2011 - 13:17 Üçlü Reçete

©

14/02/2011 - 12:08 SERVET SINAVI

©

06/01/2011 - 11:51 Evlad-ı Rasul’ün Vedası…

©

02/12/2010 - 11:24 Evlilik mi, Evcilik mi?

©

14/10/2010 - 19:12 Tüketen ve Tükenen İnsan

©

27/07/2010 - 11:07 Aklı Selim

©

22/06/2010 - 12:18 Tevhidi Varoluş

©

18/05/2010 - 12:12 5 EM

©

16/04/2010 - 11:26 Nebevi Vasiyet

©

22/03/2010 - 16:29 Zamana Yenik Düşmemek

©

18/02/2010 - 12:20 İnsan ve İnfak

©

21/01/2010 - 11:17 Hesap dönümü

©

03/12/2009 - 11:30 İlla Namaz

©

19/10/2009 - 13:47 Özgün eğitim

©

24/09/2009 - 11:13 TEZKİYE GÜNLERİ

©

25/06/2009 - 09:43 Müslüman şahıs mıyız? Müslüman şahsiyet miyiz?

©

01/06/2009 - 15:02 Eti Senin, Kemiği Benim!

©

28/04/2009 - 16:09 Geciken Adalet

©

07/04/2009 - 14:15 Hakkıyla Kulluk

©

09/03/2009 - 16:35 Ödünç Özgürlükler

©

09/03/2009 - 15:18 Toplumsal İnşa Sorumluluğumuz!

©

10/11/2008 - 22:32 Yürüyen Ahlak

©

05/09/2008 - 13:42 EY DİRİ AY! DİRİLT BİZİ!
 
 

Site İçi Arama

  13.11.2019

15 Rebîü'l-Evvel 1441

Bir Ayet

Bismillahirrahmanirrahim

Şüphesiz Allah'ı ve Resullerini inkar eden, Allah ile Resullerin arasını ayırmak isteyen, "Bazısına iman ederiz, bazısını inkâr ederiz" diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler (ise)

İşte onlar, gerçekten kafir olanlardır.
Kafirler için aşağılatıcı bir azap hazırladık.


( Nisâ sûresi - 150)

Bir Hadis

Amr ibni Âs Radiyallâhu Anhın rivayet ettiği bir hadiste Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle söylemiştir:

"Bizim orucumuzla Ehl-i Kitabın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir."



[Müslim, Sıyâm: 46; Ebu Dâvud, Savm: 15; Tirmizî, Savm: 17; Nesâi, Savm: 27]

Bir Dua

“Allah’ım! Sen, yardım istenilensin, dualar ancak sana ulaşır.
Duaları sen kabul edersin, güç ve kuvvet ancak Allah
ile birlikte vardır.”

(Tirmizi, Deavât, 94)

Hikmetli Söz

Günahtan sakınmak, tövbe ile uğraşmaktan daha iyidir.

Yazarlar

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com