Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler  |  Sesli Dersler   |  Kur'an Araştırmaları   |  İlmi YAZILAR   |  Aile Eğitim Yazıları   |  Çocuk Eğitimi Yazıları   |  Yazarlar  |  İletişim

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz. Peygamberin Hayatı (s.a.v)

İnsanı Tanımak (Radyo)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Aile Eğitim Seminerleri

Foto Galeri

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Eğitimcilere ÖZEL
Gazze Duası
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​)
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)
İmanın Anlamı ve Aşamaları (İkitelli / M.Akif)

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 2688
Toplam 11069196
En Fazla 16179
Ortalama 2331
Üye Sayısı 1153
Bugün Üye Olan 0
Online Ziyaretci
 
 

Ergenlik Kâbusu: Dini Şüphe ve Tereddütler 

Her işin bir hayır tarafı vardır. Ergenlik dönemine yeni girmiş çocuklarınız varsa onlarda gördüğünüz dinî şüphe ve tereddütlerin tamamıyla olumsuz, zararlı bir durum olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz demektir.
11/03/2009
  Ergenlik dönemi, gençlerin o ana kadar sahip oldukları bütün inançlarını yeni baştan oluşturma dönemidir. Bu dönemde gençler anne-babalarının öz veya üvey olup olmadığını bile sorgulama ihtiyacı hissettikleri gibi İslamiyet''le ilgili pek çok hususu da şüpheyle karşılamakta ve onları araştırıp tam bir kanaate ulaşmayı amaçlamaktadırlar. Nitekim bu çerçevede ergenlik dönemi gençlerinde dinî şüphe ve tereddütler yoğun olarak görülmektedir.
Dinî şüphe ve tereddüt deyince kastettiğimiz şey; dinî değerler hakkında gençlerde ortaya çıkan şüphelerdir. Mesela "Acaba gerçekten Allah var mı? Din inanılması zorunlu olan bir gerçek midir? Hak din İslamiyet değil de başka bir din olabilir mi? Allah''ın bizi yarattığından nasıl emin olabiliriz? Gerçekten ahiret var mı?" şeklindeki düşüncelerdir. Şüpheler bu konularla sınırlı kalmayıp "Allah''ın varlığı, birliği, sıfatları, melek, cin, şeytan, ruh gibi görünmez varlıklar, kitaplara ve peygamberlere iman, ölümden sonra diriliş, kaza-kader, sevap-günah, fakirlik, zenginlik, evrenin ve insanın yaratılışı" 1 gibi hususlarda yoğunluk göstermektedir.
Dini şüphelerin ortaya çıkışı ve gelişim süreci?
Ergenlerde bu tarz şüphe ve tereddütlerin ortaya çıkışında kişisel özellikler, aşırı akılcı akımlardan etkilenme ve olaylara bu doğrultuda yaklaşma meylinin etkili olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan ergen gençlerin, dinî yaşamın çok zayıf olduğu çevrede yetişmesinin, ailede ve okulda yeterli ve sağlıklı din eğitimini alamamalarının ayrıca medyanın da onlarda dini şüphe ve tereddütlerin ortaya çıkmasına neden olduğunu belirtmeliyiz.
Ergenlik dönemi yaklaşırken çocuk, psikolojik yapısında ortaya çıkan değişmelerin de etkisiyle daha önce severek, isteyerek, yaptığı pek çok davranış gibi ibadetlerini de aksatmaya başlar. Aslında ibadetleri yerine getirme noktasında görülen bu gevşeme, inanç noktasında ortaya çıkacak olan şüphe ve tereddütlerin bir aşamasıdır.
Yaş olarak belirtmek gerekirse, 10 yaş altı çocuklar dinî şüphelere kapalı olmakla beraber bu yaşlarda zaman zaman şüphelerin görülmesi söz konusudur. 2 Dinî şüphelerin gelişimi kızlarda daha erken başlamaktadır. 10-11 yaşlarında dinî şüphe kızlarda ortaya çıkmakla beraber, 12-13 yaşlarında da bu durum dikkat çekici boyuta gelmektedir. Erkeklerde ise 14-15 yaş aralığında şüphe duyma oranı yüksek olup, 16-17 yaşlarında da bu şüphelerin yoğun olduğu görülmektedir. 3

Bu şüphe ve tereddütlerden korkmalı mıyız?

Her işin bir hayır tarafı vardır. Ergenlik dönemine yeni girmiş çocuklarınız varsa onlarda gördüğünüz dinî şüphe ve tereddütlerin tamamıyla olumsuz, zararlı bir durum olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz demektir. Çünkü bu şüpheler onları dini araştırmaya yöneltmekte böylece doğruları öğrenmeleri ve dini değerleri tam anlamıyla kabullenmeleri mümkün olmaktadır. Nitekim dinî şüpheler, ergen gençlerin büyük kısmının dinî konularda daha fazla bilinçlenmesine neden olmaktadır.
Ancak zihnindeki şüpheler bertaraf edilmeyen, doğruyu bulma imkânı olmayan, merak ettiği soruların sağlıklı biçimde cevabını alamayan, kendileriyle ilgilenilmeyen gençlerin bu şüphe ve tereddütleri her zaman olumlu şekilde sonuçlanmamakta, şüpheler bazen büyüyerek inançsızlık hâline gelebilmektedir. Bu nedenle yetişkinlerin, gençlerin tehlikeli bir süreçten geçtiği bu dönemi ve sordukları soruları önemsemeleri, onlarla ilgilenmeleri, yaşadıkları bu zor süreçte onlara yardımcı olmaları son derece önemlidir.

Böyle bir durumda nasıl bir tavır takınmalıyız?
Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki gençlerin "Allah''ın var olup olmaması, Dinimizin hak din olup olmaması" gibi soruları aslında kanaat ve inancın ifadesi değil, o güne kadar doğru olarak kabul edilen bilgilerin ve inançların akıl süzgecinden geçirilerek sorgulanma sürecidir. Bu süreci "geleneksel dinî kalıpları tenkit ve değerlendirmeye tabi tutarak şahsi bir din anlayışına ulaşma safhası" 4 olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Dinî konular, pek çok gencin küçüklükten itibaren hayatının merkezinde gördüğü, inanılması mutlak zorunlu meseleler olduğu için genç, bu konularda kendisinde uyanan şüphe ve tereddütler için suçluluk ve günahkârlık hislerine kapılmaktadır. Bu yüzden "Aman böyle söyleme veya böyle düşünme, o zaman sen inançsız olur, dinden çıkarsın" şeklinde genci inkârla itham etmek, ya da kaba kuvvet kullanmak yangına körükle gitmektir. Bu tür davranış biçimleri genci tamamıyla dinden uzaklaştıracak ve son derece olumsuz sonuçlar doğacaktır.
Gençlerin bu tür sorularının ilgi ve alaka manasını taşıdığı göz ardı edilmemelidir. Ergen genç, ancak merak ettiği hususu anlamak ve öğrenmek ister. Bu nedenle çocukluktan kurtulan ve yeni bir yapılanma içine giren gençlerin düşündüklerini söylemelerini engellemek yerine; onları anlayışla karşılamak, onlarla fikir alışverişi içine girmek, düşüncelerini açıkça paylaşmalarına imkân tanımak en sağlıklı yaklaşımdır. Ancak gence doğruların doyurucu bir şekilde, aklî ve mantıkî deliller çerçevesinde, pedagojik ilkelere bağlı kalarak anlatılması, son derece önemlidir.
Şunu rahatlıkla söylemek mümkün ki sistemli, ölçülü ve bilinçli yaklaşıldığı takdirde bu şüphe döneminin sonunda genç; doğruyu bulacak, inandıkları gelenek olmaktan çıkacak, onda tam bir iman ve inanç durumu oluşacaktır. Bu noktadan sonra genç sarsılmaz bir imana sahip olacaktır. Nitekim dinî duyguların belirginleştiği yıllarda bazı ergen gençlerin dine sarılmaları da bu kanaatimizi desteklemektedir. Ancak yaşanan bu süreç içerisinde gencin zihninde uyanan, şüphe ve tereddüt ifade eden sorulara doyurucu cevaplar alabilmesi ya da yakınında sorularına cevaplar bulabileceği kimselerin olması önemlidir. Ergen gencin sorduğu sorulara cevap verilemiyorsa bile en azından onları araştırmaya ve öğrenmeye teşvik etmek, gerçekleri araştırmasını sağlamak, yapılacak en akıllı davranış olacaktır.
Nihayet ergen genç artık 20''li yaşlara geldiği zaman diğer hususlarda olduğu gibi dinî duygu ve davranışlar açısından da belli bir denge ve istikrar yapısını kazanacak, dine bakışı netleşecektir. Bu aşamada artık onların şüphe ve tereddütleri kaybolmuş veya zayıflamış olacaktır.

Sevgili anne-babalar!
Evlatlarınızın dini meselelerle ilgili şüphe ve tereddütlerinden dolayı korku ve paniğe kapılmayın. Sizler, nasıl çocuğunuz okul öncesi dönemde Allah hakkında ve diğer imanî değerlerle ilgi sorular sorduğunda memnun oluyor "benim çocuğum dindar olacak, dine ilgi duyuyor" diyerek seviniyorsanız, şimdi de sevinebilirsiniz. Zira ergenlik döneminde gençlerin sorduğu bu tür sorular inançsızlık veya dinden uzaklaşma tavrı değildir. Bilakis bu, dine değer vermek ve gerçekleri öğrenmek için çaba ve gayret sarfetmektir. İşin doğrusu siz çocuklarınızdan ergenlik döneminde bu tür soruları duyuyorsanız sevinmeli, çocuğunuzun dini değerlerle ilgilenmesi ve onun hakikatini öğrenmek istemesinden dolayı mutlu olmalısınız. Ancak yukarda anlatılanları da göz ardı etmemeli, üzerinize düşen vazifeyi en güzel şekilde yerine getirmelisiniz. Aksi takdirde istenmeyen sonuçlarla karşılaşmak da mümkündür.

1-Abdulkerim Bahadır, Ergenlik Döneminde Dini Şüphe ve Tereddütler, U.Ü.S.B.E., (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Bursa 1994, s. 141.
2- Kerim Yavuz, Çocukta Dini Duygu ve Düşüncenin Gelişmesi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 1987, s. 236.
3-Bahadır, age., s. 92. Dinî şüphe ve tereddüt yaşadığını söyleyen 137 gençte bu düşüncelerin ortaya çıkma yaşı ve oranları; 10-11 yaş aralığında %7, 12-13 yaş aralığında %36, 14-15 yaş aralığında %49, 16-17 yaş aralığında ise %7 şeklindedir.
4- Hayati Hökelekli, Din Psikolojisi, TDV., Ankara 1993, s. 270.
 

Bu yazı 9069 defa okunmuştur...

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

mehmet surt 29-09-2009, 15:50:14
Ya anne babamızın cevaplarından tatmin olmasak dahada mı uzaklaşırız?
 
fatma 08-01-2010, 10:50:39
yaa bir türlü kurtulamıyorum ne olur yardım edin...
 
Kübra 04-05-2016, 01:45:13
Öncelikle böyle bir paykaşım yaptığınız için size çok teşekkür ederim ben artık geceleri ağlamaktan bıktım ne kadar günahkarım demekten bıktım. Ondan sonra namaza vb. İbadetlere başladım ama hala geçmiyordu sizin sayenizde aydınlandım ve anneme babama sormam gerektiğini anladım Allah sizden razı olsun.
 
/* */

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

08/03/2021 - 08:16 HZ. PEYGAMBER’İN (S.A.S.) TERBİYESİNDE YETİŞEN ÇOCUKLAR

n

02/10/2017 - 05:40 ÇOCUĞA İBADETİ SEVDİRMEK

n

06/10/2016 - 03:37 BEN OKULA   BAŞLIYORUM

n

07/05/2015 - 04:01 ÇOCUKLARIMIZA İBDET BİLİNCİ KAZANDIRMAK

n

01/09/2014 - 03:32 ÇOÇUKTA SORUMLULUK DUYGUSUNUN GELİŞTİRİLMESİ

n

04/07/2014 - 04:11 Çocuk ve Disiplin                       

n

09/06/2014 - 11:20 ÇOCUKLA SAĞLIKLI İLETİŞİM   

n

04/10/2013 - 05:21 Çocuğun İbadet Hayatına Alıştırılması

n

02/04/2012 - 04:33 Mum ışığında televizyon seyretmek

n

31/01/2012 - 02:09 Küçük bir canı huzur iklimiyle tanıştırmak

n

12/10/2011 - 02:07 Çocuk Sevgisi

n

13/07/2011 - 03:33 Genç Dediğin Böyle Olur

n

24/01/2011 - 13:34 Karneler ve Tatile Merhaba

n

24/01/2011 - 13:29 Karne sendromu

n

02/12/2010 - 16:08 Anne ve Babalara 13 ÖĞÜT

n

15/10/2010 - 14:58 Çocukların Dinî ve Ahlâkî Eğitimlerinde Dikkat Edilecek Bazı Hususlar

n

22/06/2010 - 14:19 Anne ve Babalara Tatil Önerileri

n

22/06/2010 - 14:15 Karneler ve Tatile Merhaba   

n

28/04/2010 - 11:11 Hz. Peygamber ve Çocuk Sevgisi

n

25/03/2010 - 14:51 Çocuk Kalbi Ve Kur'an

n

27/07/2009 - 16:33 Çocuğumuza Ramazanı Yaşatmak

n

04/05/2009 - 15:46 Çocuklarımızı Duaya Nasıl Alıştırabiliriz? 

n

04/05/2009 - 15:41 Çocuklar Neden Yalan Söyler?

n

11/03/2009 - 13:55 Öyle Çocuklar Yetiştirmek   

n

11/03/2009 - 13:52 Çocuklarda İnatlaşma İle Başaçıkmanın Yolları   

n

11/03/2009 - 13:51 Çocuklarda Alt Islatma:Bir Uyum ve Davranış Bozukluğu

n

11/03/2009 - 13:50 Çocuklarda Çalma: Bir Uyum ve Davranış Bozukluğu 

n

11/03/2009 - 13:49 Çocuklar’da Kekemelik

n

11/03/2009 - 13:48 Televizyon ve Otizm

n

11/03/2009 - 13:47 Çocuklarda Uyum ve Davranış Bozuklukları   

n

11/03/2009 - 13:46 Çocuklarda “Hayır” Dönemi   

n

11/03/2009 - 13:45 Çocuğunuzun Okul Başarısı İçin 

n

11/03/2009 - 13:43 Çocuklarda Namaz Eğitimi Nasıl Yapılmalıdır?   

n

11/03/2009 - 13:41 Ergenlik Kâbusu: Dini Şüphe ve Tereddütler 

n

11/03/2009 - 13:25 Çocuklara Tesir Eden Unsurlar

n

11/03/2009 - 13:24 İslamda Çocuk Eğitimi

n

11/03/2009 - 12:56 Manevi Beslenmesinde Babanın Terbiye Sorumluluğu

n

15/11/2008 - 17:43 Çocuk Zihniyetinin Temel yapıları / a. Egosantrizm

n

15/11/2008 - 17:41 Çocuk Zihniyetinin Temel yapıları / b. Animizm
 

Site İçi Arama

4 Ramazan 1442 |  16.04.2021

Bir Ayet

Bismillâhirrahmânirrahîm

Şüphesiz, inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da, onlar için farketmez; inanmazlar.

( Bakara Suresi - 6)

Bir Hadis

Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor,

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Güneşin doğduğu her yeni günde kişiye, her bir mafsalı için bir sadaka vermesi gerekir. İki kişi arasında adâlet yapman bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklerken yardım etmen bir sadakadır. Güzel söz sadakadır, namaza gitmek üzere attığın her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman sadakadır."


Buhârî, Cihâd 72, 128, Sulh 33; Müslim, Müsâfirîn 84, (720), Zekât 56, (1009)

Bir Dua

“Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.”

(Müslim, Salât, 222)

Hikmetli Söz

Ey Âdemoğlu! Bilmiş
ol ki, ruhunu almakla
vazifeli olan melek
ecelin geldiğinde seni
bırakıp da başkasına
gitmez. Sanki her
an sana gelecekmiş
gibi ölüme hazır ol.
Gafil olma, çünkü sen
unutulmuş değilsin.


Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com