Onlar ki namazlarında hûşû (kalbi saygı) içersindedirler.
( Mü’minûn sûresi - 2)
Bir Hadis
Abdullah ibn Abbas (r.a) ’den rivayet edildiğine göre,
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bindiği hayvanın arkasına binmiştim. Bana şöyle söyledi: Ey genç sana bazı kaideler öğreteceğim: Allah’ın emir ve yasaklarını gözet ki, Allah’da seni gözetsin. Daima Allah’ın rızasını her işinde önde tut ki, Allah’ın yardımını her an yanında bulasın. Birşey isteyeceksen Allah’tan iste, yardım dileyeceksen Allah’tan dile, bil ki bütün insanlar toplanıp sana fayda temin etmeye çalışsalar, ancak senin için Allah’ın yazdığı faydayı sana ulaştırabilirler. Yine bütün insanlar sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilirler. Kalemler kaldırılmış ve kader defterinin sayfasındaki mürekkepler kurumuştur.
(Tirmîzî, Kıyâme 59)
Bir Dua
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Allah’ım! Günahımı, bilgisizliğimi(n sonucu olarak yaptıklarımı), haddimi aşarak işlediklerimi ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı bağışla!”
(Müslim, Zikir, 70)
Hikmetli Söz
Ömer (r.a) bir gün dostlarıyla birlikte oturuyordu. Onlara Allah’tan bâzı talep ve temennîlerde bulunmalarını istedi. Oradakilerden bir kısmı:
“–İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu paralarım olsa da Allah yolunda infâk etsem!..” dedi.
Bir kısmı:
“–İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu altınlarım olsa da Allah için harcasam!..” dedi.
Bâzıları da:
“–İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu mücevherlere sâhip olsam da onları Allah yolunda sarf etsem!..” diye temennî etti.
Ancak Ömer (r.a):
“–Daha fazlasını isteyin!” deyince onlar:
“–Allah Teâlâ’dan daha başka ne isteyebiliriz ki?!” dediler.
Bunun üzerine Ömer (r.a):
“–Ben, içinde bulunduğumuz şu hânenin, Ebû Ubeyde bin Cerrâh, Muâz ibn-i Cebel ve Huzeyfetü’l-Yemânî gibi kimselerle dolu olmasını ve bunları Allah’a itâat yolunda, yâni teblîğ ve ıslâh hizmetlerinde istihdâm etmeyi temennî ederim...” dedi. (Buhârî, Târîhu’s-Sağîr, I, 54/201)
Yetişmiş insanın yerini hiçbir şey tutamaz. Yine kalifiye eleman eksikliğini de hiçbir şey telâfi edemez.