Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah'ın katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdârdır.
( Lokman sûresi - 34)
Bir Hadis
İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir:
Hz. Peygamber (s.a.v.) Medine’deki (veya Mekke’deki) bahçelerden birine uğradı.
Kabirlerinde azap gören iki insanın sesini duydu. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“İkisi azap görüyorlar. (Kendilerince) büyük bir günah sebebiyle azap görmüyorlar. Oysaki bu büyük bir günahtır. Birisi idrarından sakınmazdı. Diğeri ise insanlar arasında laf getirip götürürdü (koğuculuk yapardı.)”
Sonra bir dal istedi. Dalı ikiye ayırarak her birinin kabrinin başına bir parçasını koydu. Ona: “Ey Allah’ın Resulü bunu niçin yaptın?” diye soruldu.
O (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Umulur ki bu dallar kurumadıkça onların azabı hafifletilir.”
Buhârî, 216
Bir Dua
Bismillahirrahmanirrahim
“Rabbim! Beni, annemi, babamı, inanmış olarak evime girenleri, mü’min erkekleri ve mü’min kadınları bağışla, zalimleri ise daima helak et.”
Nûh Suresi 28
Hikmetli Söz
Neye yaklaşsam sonu uzaklık ve kırgınlık.
Anla ki yok Allah’tan başkasıyla yakınlık.