İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: "Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp-inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir." Ancak İbrahim'in babasına: "Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." demesi hariç. "Ey Rabbimiz, biz sana tevekkül ettik ve 'içten sana yöneldik.' Dönüş sanadır."
( Mümtehine Suresi - 4)
Bir Hadis
Abdullah b. Selâm (r.a.) şöyle anlatmaktadır:
“Rasulullah (s.a.v.) Medine’ye geldiği zaman insanlar onu karşılamak üzere koşarak gittiler. Üç defa ‘Rasulullah geldi, Rasulullah geldi, Rasulullah geldi!’ denildi. Ben de bakayım diye insanlar arasında gittim. Yüzünü gördüğümde, bir yalancı yüzü olmadığını anladım. Kendisinden işittiğim ilk sözler şunlardı:
«Ey insanlar! Selamı yaygınlaştırın! Yemek yedirin! Akraba ilişkilerini koruyun. İnsanlar uykudayken namaz kılın! En sonunda da cennete girin.»”
“Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider! Şifa veren sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki ardında hiç hastalık izi bırakmasın.”
(Müslim, Selâm, 47)
Hikmetli Söz
İlim servetten daha kıymetlidir. Çünkü serveti sen korursun, halbuki ilim seni korur.