İslâm'a çağrıldığı halde, Allah'a karşı yalan (iftirâ) uydurandan daha zâlim kim olabilir? Allah ise, zâlimler topluluğunu hidâyete erdirmez.
( Saffat sûresi - 7)
Bir Hadis
Hz. Âişe, merakla Resûlullah’a şu soruyu yöneltti: “Yâ Resûlallah! Allah senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışladığı halde niçin bu kadar meşakkatle ibadet ediyorsun?” Allah Resûlü ise şu veciz cevabıyla hayatının gayesini özetlemiş oldu: “Şükreden bir kul olmayayım mı?”
(Buhârî, Tefsir, 2)
Bir Dua
“Allah’ım! Senden düzgün bir yaşantı, temiz bir ölüm ve rezil rüsva olmadan Sana dönebilmeyi istiyorum.”
(İbn Ebu Şeybe, Duâ, I)
Hikmetli Söz
ELHAMDÜLİLLAH
Büyük fıkıh âlimi ve Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife, ilmî faaliyetlerinin yanı sıra ticaretle de iştigal ederdi. Bir gün talebelerine ders verirken adamın biri telaşla yanına geldi ve “Ya İmam, gemin battı.” dedi. Ebu Hanife’nin ticari mallarını taşıyan gemiyi kast etmişti. O, bu habere: “Elhamdülillah” dedi. Adam çekip gitti ve tekrar yeni bir haberle çıkageldi: “Ya İmam, yanlışlık oldu, batan gemi senin değilmiş.” dedi. Bu habere de aynı cevabı verdi İmam ve: “Elhamdülillah” dedi. Haberi getiren adam hayrete düştü. Biri kötü
diğeri iyi, iki haber getirmişti ve büyük âlim Ebu Hanife ne sevinç ne de üzüntü alameti gösteriyordu. Şaşkınlıkla sordu: “Ya İmam, her iki habere de ‘Elhamdülillah’ dedin. Bu nasıl hamd etme böyle? İmam-ı Azam: “Sen gemin battı diye haber getirdiğinde kalbimi şöyle bir yokladım. Dünya malının elden çıkmasından dolayı en küçük bir üzüntü yoktu. Bu nedenle Allah’a hamd ettim. Batan geminin benimki olmadığı haberini getirdiğinde, dünya malına kavuşmaktan dolayı kalbimde bir sevinç yoktu. Bu hâli bana bahşettiği için de Allah’a şükrettim.”