Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler   |   Sesli Dersler    |   İlmi Yazilar    |   Yazarlar   |   Sorular ve Cevaplar   |   İletişim   |   Foto Galeriler   |   Ziyaretçi Defteri

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Kur`ani Terbiye Dersleri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz Peygamberin Hayatı (s.a.v)

Sahabe Hayatı

İnsanı Tanımak (Özel Fm)

İnsanı Tanımak (Hilal Tv)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Özel Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Belgeseller

Aile Eğitim Seminerleri

Aile Eğitim (Yazıları)

Çocuk Eğitimi (Yazıları)

Kuran Araştırmaları

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Dünya İslama Koşuyor
Eğitimcilere ÖZEL
04- Gazze Duası
Avusturalyalı Gencin Müslüman Oluşu
Anne Babaya İtaat
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​)
Ahmet El-Acemi / Dua
Ölüm- 3
Ölüm- 2
Ölüm- 1
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)
İmanın Anlamı ve Aşamaları (İkitelli / M.Akif)

Esma'ül Hüsna

 

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 4023
Toplam 6519854
En Fazla 16179
Ortalama 1849
Üye Sayısı 1025
Bugün Üye Olan 0
Online Ziyaretci

Anket

KURAN OKUYORMUSUNUZ ?

Seçenekler

Ayda bir Kur'an okuyorum

Onbeş günde bir Kur'an okuyorum

Haftada bir Kur'an okuyorum

Hergün düzenli Kur'an okuyorum

Kur'an okumuyorum

Sonuçları Göster

 
 
 

İLAHÎ RİSALET ELÇİLERİNİN MİSYONU: İNSANLIĞI ÇATIŞTIRMAK DEĞİL BARIŞTIRMAKTIR

İslam, barış anlamına gelen “silm” kökünden türemiştir. Bu noktada Müslüman, başta Rabbiyle olmak üzere, kendi şahsıyla, ailesiyle, milletiyle, ümmetiyle, tüm insanlıkla ve içinde yaşadığı bütün evrenle barış ve mutluluk içinde olan; bunu hedefleyen ve misyon edinen kimsedir: “Ey inananlar! Allah'tan, sakınılması gerektiği gibi sakının, sizler ancak Müslüman olarak can verin.” (Âl-i İmran, 3/102.)
18/04/2017
Kur’an-ı Kerim’de bildirildiğine göre Allah Teala tarafından seçilerek insanlığa gönderilen bütün risalet elçileri Müslüman’dır: “İbrahim, ne Yahudi ne de Hristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi.” (Âl-i İmran, 3/67.)
 
Buna göre bütün ilahî risalet elçilerinin gönderiliş gayesi, öncelikle insanlar arasında İslam’ın; yani barış ve mutluluğun hâkim olmasını engelleyen unsurları ortadan kaldırmak, ardından da onların yerine İslam’ın teminatı olan temel inanç, ibadet ve ahlak esaslarını bildirmek suretiyle insanlığın vahdetini; yani birlik, beraberlik ve kardeşliğini sağlamaktır: “Müjdeleyici ve sakındırıcı olmak üzere peygamberler gönderdik ki insanların onlarden sonra Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir.” (Nisa, 4/165.)
 
Bu bağlamda insanlığın atası Hz. Âdem (a.s.), öncelikle bizlere ilk olarak insanın hata ve günaha açık bir varlık olduğunu, dolayısıyla İslam’ın; yani barış ve mutluluğun önündeki en büyük engelin insanların elinde meydana gelen hata ve günahlar olduğunu öğretmiştir: “Âdem, Rabbinden emirler aldı; onları yerine getirdi. Rabbi de bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz o tövbeleri daima kabul edendir, merhametli olandır.” (Bakara, 2/37.)
 
Yeryüzünde barış, ilk önce haset nedeniyle bozulmuştur. Zira Hz. Âdem’in büyük oğlu Kabil, kardeşi Habil’i sırf onu kıskandığı için suçsuz yere öldürmüştür. Kur’an’da bu husus kısaca şöyle hikâye edilir: “Onlara, Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), «Andolsun seni öldüreceğim» dedi. Diğeri de «Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder» dedi.” (Maide, 5/27.)
 
Yeryüzünde barışı bozan önemli bir husus, insanların sahip oldukları güç ve servete güvenerek taşkınlık yapmalarıdır. Nitekim Hz. Hud (a.s.), yeryüzünde inşa ettikleri yüksek binalarla haksız yere büyüklük taslayarak; “Bizden daha kuvvetli kim var?” diye insanlığa meydan okuyan Ad kavmine gönderilmiş, onları Allah’a kulluktan ve adaletten ayrılmamaya davet etmiştir: “O muazzam yapıları dünyada ebedî kalmak gayesiyle mi inşa ediyorsunuz? Başkalarının hukukuna karşı hiç sınır tanımadan hep böyle zorbalık mı yapacaksınız?” (Şuara, 26/129-130.)
 
Barışın önündeki bir diğer engel, insanlığı kendi icat edip uydurdukları putlara ve yıldızlara taptırmak suretiyle Hak yoldan çıkararak madden ve manen sömürmektir. İşte Hz. İbrahim (a.s.), böyle bir millete gönderilmiş, onları boş yere anlamsız şeylere değil, bilakis yegâne Yaratıcı olan Allah’a kulluğa davet etmiştir: “İbrahim gelince, ona: «Ey İbrahim, bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?» dediler. İbrahim: «Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun» dedi.” (Enbiya, 21/62-63.)
 
Yeryüzünü fesada boğan bir diğer husus, insanlar arasında şehevi yönden görülen sapkınlıklardır. Nitekim Hz. Lut (a.s.), cinsel sapkınlığa düşen kendi kavmine elçi olarak gönderilmiş, onları iffet, namus ve hayâ gibi insanı insan yapan temel ahlaki değerlere dönmeye davet etmiştir: “Lut’u da gönderdik, milletine «Dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayâsızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz» dedi.” (A’raf, 7/80-81.)
 
Yeryüzündeki barışın bir diğer düşmanı, ticarete hile karıştırmak suretiyle kul hakkı yemektir. Hz. Şuayp (a.s.), yaptıkları alışverişe her türlü hileyi karıştırarak kul hakkına giren bir kavme gönderilerek onlara alın terine dayalı emeğin değer ve önemini hatırlatmaya çalışmıştır: “Ey milletim! Ölçüyü ve tartıyı tamamı tamamına yapın; insanlara eşyalarını eksik vermeyin; yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. İnanıyorsanız, Allah'ın geri bıraktığı helal kar sizin için daha hayırlıdır. Ben size bekçi değilim.” (Hud, 11/85-86.)
 
Yeryüzündeki barışın en büyük düşmanı, insanlık suçu olan ırkçılıktır. Nitekim Hz. Musa (a.s.) kardeşi Hz. Harun (a.s.) ile birlikte, ırkçı bir yaklaşımla İsrailoğullarını ezip sömüren ve onlara soykırım uygulayan zalim Firavun ve avanesine karşı gönderilmiş, milletini onun zulmünden kurtararak özgürlüğüne kavuşturmuştur: “Size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık; bu Rabbinizin büyük bir imtihanı idi. Denizi yarıp sizi kurtarmış ve gözlerinizin önünde Firavun ailesini batırmıştık.” (Bakara, 2/49-50.)
 
İnsanlar arasındaki barışın baş düşmanı ise, cehalettir. Hz. Peygamber (s.a.s.), her türlü kötülüğün kol gezdiği Arap Cahiliyesine gönderilmiştir. O, Mekke ve Medine’de başlattığı ilahî mücadeleyle bölgesini her türlü şirk unsurundan temizleyerek İslam barışını tesis etmiş ve bunu Arap’ı, Acem’i, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’iyle dalga dalga dünyanın dört bir yanına yaymıştır: “Ey Peygamber! Biz seni (insanlığa) bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak; Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzab, 33/45-46.)
 
Bütün bu hususları göz önünde bulundurduğumuzda, Allah Teala tarafından pek çok peygamber aracılığıyla insanlığa gönderilen ilahî risalet misyonu hakkında şu önemli tespiti yapmamız gerekir: Şayet bir söz, eylem veya tutum kısa, orta ve uzun vadede insanlar arasındaki mevcut sorunları ortadan kaldırarak onları barıştırıyorsa İslam’a o ölçüde uygun, tam tersine insanlar arasındaki barış ve huzuru tehdit edip ortadan kaldırıyorsa İslam’a o ölçüde aykırıdır.
 
Bu noktada en büyük yanlış, ilahî risalet elçilerinin adını kullanarak insanlar arasındaki barış ve huzuru bozup ortadan kaldıran dinî çekişmeler ve kavgalar çıkarmaktır. Çünkü bütün peygamberlerin temsilcisi oldukları ilahî risaletin ortak adı, barış ve kardeşliği ifade eden İslam’dır. Ve İslam’a göre Allah katında en büyük günah, O'nun yarattığı bir cana haksız yere kastetmektir: “Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur.” (Maide, 5/32.)
 
Şuurlu bir Müslüman, İslam adına hiç kimseye bağırıp çağırma, aldatıp kandırma veya hakaret edip saldırma hakkı olmadığını bilmelidir. Çünkü ne iman ettiğimiz peygamberler, ne de ümmeti olduğumuz Hz. Muhammed (s.a.s.), hayatları boyunca böyle bir tutum içinde olmuştur. Aksi takdirde üzerimizde taşıdığımızı iddia ettiğimiz Müslüman kimliğimizle çelişmiş oluruz.
 
İnancımız odur ki Allah Teala, tarih boyunca din adına değişik ümmetler arasında haksız yere savaş çıkaran ve yüzlerce masum insanın kanına giren kimseleri asla affetmeyecektir. Ve yine Rabbimiz, İslam adına Muhammed ümmeti arasında fitne veya çatışma çıkararak Müslüman kanı ve gözyaşı akmasına sebep olan günahkâr zalimleri ebedi Cehennem yurdunda ağırlayacaktır: “Kim bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lanetlemiş ve büyük azap hazırlamıştır.” (Nisa, 4/93.)
 
Yazan  Prof. Dr. Muammer ERBAŞ / Diyanet Aylık Dergi Nisan 2017
 

Bu yazı 230 defa okunmuştur...

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

10/11/2017 - 01:44 TAKLİDİ İMANDAN TAHKİKİ İMANA: GELİN RABBİMİZİ DOĞRU TANIYALIM

n

02/10/2017 - 04:12 YARATILIŞ GAYEMİZ: İBADET/ALLAH’A KULLUK

n

02/10/2017 - 03:43 İBADETLERİN  BİRLİĞİMİZE KATKISI

n

03/07/2017 - 04:09 AHD ve MİSAK SORUMLULUKTUR

n

13/06/2017 - 12:10 MANEVİ BAKIM AYI: RAMAZAN

n

18/04/2017 - 09:24 İLAHÎ RİSALET ELÇİLERİNİN MİSYONU: İNSANLIĞI ÇATIŞTIRMAK DEĞİL BARIŞTIRMAKTIR

n

28/03/2017 - 03:11 TEFEKKÜR

n

20/03/2017 - 01:07 İSLAM’IN HEDEFİNDE İNSAN VARDIR

n

17/02/2017 - 11:41 KUR’AN-I KERİM’DE MÜNAFIKLARIN ÖZELLİKLERİ

n

29/12/2016 - 10:57 Kur’an’la İlişkilerimizde Tıkanıklık Var

n

19/12/2016 - 03:08 Kur’an’la İlişkilerimizde Tıkanıklık Var

n

07/11/2016 - 12:31   KUR’AN’DA VELÂYET KAVRAMI

n

18/10/2016 - 04:51 YÜREKLER ve YÖNELİŞLER

n

21/09/2016 - 03:28 İSLAM'IN İSTEDİĞİ DÜZEYE ULAŞMAK

n

14/06/2016 - 11:19 Mescitler Arasında Mescid-i Aksa’ya Dair

n

10/06/2016 - 10:09 GÜNLÜK HAYATIMIZDA KUR’AN

n

07/06/2016 - 02:46 İnsan Dünyaya Emanet

n

02/05/2016 - 12:32 KUR’AN AÇISINDAN MESCİD GERÇEĞİ

n

18/01/2016 - 02:22 EĞER BİLMİYORSANIZ

n

01/12/2015 - 03:35 KUR’AN’A GÖRE SAHABE GERÇEĞİ

n

20/11/2015 - 01:28 TAKVA

n

09/10/2015 - 02:44 Zaman, İnsan ve ziyan

n

07/09/2015 - 03:47 KUR’AN EĞİTİMİ

n

08/08/2015 - 10:46 KOMŞULUKTA KUR’ANİ ÖLÇÜ

n

06/07/2015 - 12:38 AZIKLARIN EN HAYIRLISI  VE EN SONSUZ OLANI

n

11/05/2015 - 02:51 HEPİNİZ ÂDEM’DENSİNİZ Âdem ise Topraktan

n

27/04/2015 - 12:27 Kur’an’ı, Tabiatı ve Tarihi Anlamak

n

23/12/2014 - 03:22 Şükür-Şâkir

n

27/10/2014 - 03:11 KURÂN KARŞISINDAKİ DURUŞUMUZ

n

24/10/2014 - 03:42 KURÂNIN METİNLEŞME TARİHİ

n

04/07/2014 - 04:28 Haram Lokma ve Toplumsal Kaos

n

30/06/2014 - 06:05 Oruç Kalkandır

n

05/05/2014 - 01:01 21. YÜZYILDA KUR’AN’I HAYATA TAŞIMAK

n

09/04/2014 - 03:17 Küfür-Kâfir

n

09/04/2014 - 12:49 HALKIN KUR’AN ANLAYIŞI

n

21/03/2014 - 05:05 Sorumluyu Başka Yerde Aramak

n

21/03/2014 - 03:35 Samimiyet: Hakikati, Fazileti ve Afetleri

n

10/02/2014 - 02:22 Her Dem İmtihan

n

04/10/2013 - 05:10 Kur’an’da Öfke Kontrolü

n

22/07/2013 - 03:37 Kimlik inşasında Kur’an öğretimi ve öğreniminin önemi

n

19/06/2013 - 04:10 Günümüz Gençliği

n

18/06/2013 - 03:35 Kur'an ve Sünnete Göre Kavmiyetçilik

n

15/05/2013 - 11:32 Şeytanın kardeşleri kimlerdir?

n

14/03/2013 - 01:30 KUR’AN’DA KARDEŞLİK

n

14/03/2013 - 11:10 KURÂNIN BUGÜNE SESLENİŞİ

n

28/01/2013 - 01:55 KUR’ÂN’IN HAYATA MÜDAHALESİ

n

28/01/2013 - 01:51 KURANI OKUMA VE ANLAMA SORUMLULUĞU

n

28/12/2012 - 11:53 KUR’AN KENDİNİ NASIL TANITIYOR?

n

27/12/2012 - 04:19 KUR‘AN‘IN ANLAM DÜNYASI İLE BULUŞMAK

n

22/11/2012 - 11:38 Buhranlarımız günahlarımızdandır

n

05/10/2012 - 02:30 Kur’an-ı Kerim’de hak kavramı

n

03/09/2012 - 04:28 Şeytanın kardeşleri kimlerdir?

n

03/09/2012 - 02:28 Kur’an karşısında nebevi duruş

n

13/07/2012 - 11:07 Ağır emanet

n

13/07/2012 - 10:59 Kur’an’ı öğrenmeyi/ öğretmeyi öğrenme üzerine

n

27/06/2012 - 11:06 Kur’an’a koşun

n

26/06/2012 - 04:04 Kendi dilinden Kur’an

n

25/04/2012 - 04:13 Hayata kulluk mührünü vurmak

n

02/04/2012 - 03:41 Ya Rabbi! Müminlere kin beslemekten bizleri koru!

n

12/03/2012 - 02:06 Duanın Önemi

n

12/03/2012 - 01:28 Kur'an-ı Kerim'de söz

n

05/03/2012 - 01:41 Müminler ancak kardeştir

n

23/01/2012 - 12:31 Dua Kavramının Anlamı

n

16/01/2012 - 01:48 Dinin şiarı:Ezan

n

03/01/2012 - 01:29 Kur’an’da Tevbe Kavramı

n

12/10/2011 - 02:01 Allah’a Gerektiği Gibi İnanmak

n

12/10/2011 - 01:58 Kur’an’ınTevhid Felsefesi

n

11/07/2011 - 03:04 Kur'an'ı sen de oku,anla ve yaşa!

n

06/06/2011 - 02:34 Kur’an’ın değerleri ve onların sıra düzeni

n

14/02/2011 - 16:28 Sahabenin Kur'an'ı öğrenme ve öğretme gayretleri

n

17/01/2011 - 14:37 Kur’an’ın Öngördüğü Model Mü'min

n

02/12/2010 - 17:03 Kur’an ve Hikmet Peygamberi

n

02/12/2010 - 16:10 Son Elçi ve Son Mesaj HZ.Muhammed ve Kur'an-ı Kerim

n

15/10/2010 - 18:42 Kur’an hayatımızın neresinde?

n

10/08/2010 - 14:58 Düşünmek Kur'anın Emri

n

28/04/2010 - 11:55 İlk muhatabının dilinden Kur’an

n

21/01/2010 - 10:31 Kur’an’ın Işığında Sorumluluk Duygusu ve Davranış Bilinci   

n

20/01/2010 - 10:54 Allah’a Tevekkül… AMA NASIL?

n

06/07/2009 - 15:11 Günlük Hayatımızda Kuran

n

06/07/2009 - 15:07 Kuran'i Kerimi Okuyanlar

n

04/05/2009 - 14:45 Kuran'i Kerimi Okuyanlar

n

04/05/2009 - 14:35 Kur'anla Bağlantı İçinde Olmak

n

21/03/2009 - 10:19 Kur'an'ı Nasıl Okuyalım ?

n

19/03/2009 - 15:17 Ashabın Kur'ân'ı Ezberleme ve Yazmadaki Gayretleri

n

31/12/2008 - 17:28 Kuran'ın Öngördüğü İdeal Aile - 2

n

10/11/2008 - 22:21 Kuran'ın Öngördüğü İdeal Aile - 1

n

27/04/2008 - 00:12 Elmalılı M.Hamdi Yazırın Müteşabih Ayetleri Anlamaya Katkısı

n

13/03/2008 Kur'anla Canlı Bir Bağlantı İçinde Olmak

n

08/03/2008 - 22:12 Oryantalizmden  Etkilenenler Ku'anı Kerimi Anlayamazlar  

n

08/03/2008 - 22:02 İ'cazul Kur'an İlmi

n

06/03/2008 - 00:50 Usul-Ü Tefsir

n

06/03/2008 - 00:24 Usul  Nedir ?

n

04/03/2008 - 00:35 Her Müslüman Kur'an'ı Anlayabilirmi ?

n

04/03/2008 - 00:22 Surelerin Nuzul Sebebleri!

n

04/03/2008 - 00:20 Sure İsimlerinin Türkçe Karşılıkları

n

04/03/2008 - 00:18 Ben asla öğrenemem” demeyin
 

Site İçi Arama

  12.12.2017

23 Rebîü'l-Evvel 1439

Bir Ayet

Bismillahirrahmanirrahim

Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur.

( Zümer Suresi - 36)

Bir Hadis

Resûl-ü Ekrem Aleyhisselât-ü Vesselâm buyurdular ki:

"Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:

İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım.

Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.

Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.

Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."

(İbni Mâce, İkame, 191.)

Bir Dua

“Allah’ım! Açlıktan sana sığınırım. Çünkü açlık, ne kötü bir arkadaştır. Hainlikten
de sana sığınırım. Çünkü hainlik, ne kötü bir sırdaştır.”

(Ebû Dâvûd, Vitir, 32)

Hikmetli Söz

Ya Rabbi,

İmanımızı, imkanımızı,
ikramımızı ve infakımızı arttır.

Yazarlar

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com